Korkularınınzın Esiri Olmayın

Korkularınınzın Esiri Olmayın
Yayınlanma Tarihi: 26.11.2011 09:58 | Değiştirme Tarihi: 27.11.2011 14:19

Kadınlar sıradan durumlarda da fazla heyecanlı.

Meşhur Hollywood hikâyesidir: 1955 yılında Clark Gable’ın evinde verilen bir partide, Marilyn Monroe bir köşede öylece durmuş, bir adama bakıyordu. Hiçbir şey yapmadan öylece durdu, ona kısa bir bakış attı ve martinisiyle ilgilenmeye devam etti. Derken Frank Sinatra ona yaklaştı, “Norma bebeğim, bir kez olsun aktris gibi davran. Biraz dans et. Sonra ona git ve bir şeyler söyle. Tanrı aşkına, o sadece adamın biri!” Marilyn, usulca şöyle cevap verdi ve sonuçta hiçbir şey yapmadı. 

Marilyn Monroe bile bir adama yaklaşmaktan tedirgin olabiliyor. Kadınlar sadece sarsıcı ve beklenmedik olaylarda değil, potansiyel heyecan ve küçük düşme korkusuna bağlı olarak sıradan durumlarda da fazla heyecanlı olabiliyor. 

İşin sırrı: Korkularınınzın sizi alıkoymasına izin vermeyin. Bu, yüzleşmeniz gereken bir arkadaşınız da olabilir, tıka basa doldurduğunuz gardırobunuz da… Birinin işine son vermeniz gerekiyorsa İşten çıkaracağınız kişinin yaklaşık bir metre uzağına oturarak başlayın. Onunla aynı göz hizasında, ayaklarınızı yere basarak oturun. Topuklarınız ve dizleriniz bitişik, avuç içleriniz bilgisayarınızın üzerine dönük olsun. Medikal Onkoloji Uzmanı, Robert Buckman, bu şekilde oturmanın sizi en azından sakin ve güvenli göstereceğini, bunun da heyecanınızı azaltabileceğini söylüyor.    Kullanacağınız kelimelere gelince; ona performansı hakkında ne düşündüğünü sorun. Eğer çok iyi denemeyeceğini kabul ederse hemen sonraki cümleye geçebilirsiniz: “Biz de aynı şekilde düşünüyoruz.” Eğer kendini ofisin bir parçası gibi gördüğünü söylerse sonraki cümleye köprüyü dikkatli kurmalısınız: “Ne yazık ki bu sorunları çözmüyor.” Eğer ağlayacak olursa “Bunun üzücü olduğunu anlıyorum” diyebilirsiniz. Onun duygularını onaylamanız, size karşı duyacağı kırgınlık ve öfkeyi azaltacaktır.   Eski sevgilinizin gideceğiniz yerde olduğunu öğrenirseniz İhtiyacınız olan iki şey var: 1. Rahat bir kıyafet. 2. Rahat bir arkadaş: Sana uyacak biri… Sohbet ederken cümlelerinizin arasına sizin başarılarını serpiştirecek, kötü isteklerinizi etkisiz hâle getirecek ve en önemlisi insanları size çekecek biri… Yazar: Alison James, eski sevgilinden kaçmaya çalışmamanızı, onu arıyormuş gibi de görünmemenizi tavsiye ediyor. Yüz yüze gelirseniz sohbeti kısa ve yüzeysel tutun, arkadaşça bir tonda konuşun. James, “Ondan daha fazla meşgul görünmeli ve sürekli onu düşünüyor olsanız bile eğlenmenize bakmalısınız. Bu şekilde ondan daha üst seviyede olursunuz” diyor.   İşinizin patronu olmak istiyorsanız Kendi programınızı kendiniz yapabilmek ve istemediğiniz zaman eşofmanlarını çıkarmak zorunda kalmamak düşüncesi çekicidir. İşinizi bırakmadan önce, sevdiğiniz alanda ek iş olarak çalışmayı deneyebilirsiniz. Böylece gerekli bağlantıları kurar, bu işin ayakta durabilmesi için ne kadar zaman gerektiği hakkında bir fikir edinirsiniz. YC Media’nın kurucu ortağı, Kim Yorio, “Aylık temel masraflarınızı da hesaba katarak, bu iş size kâr getirmeye başlayana kadar geçiminizi sağlayacak birikiminizin olduğundan emin olmalısınız” diyor. Nihayet işinizi kurmaya karar verdiğinizde harcayacağınız para düşündüğünüzden daha fazla olabilir.   Biriyle yüzleşmeniz gerekirse Belki arabanızı bir enkaz hâline getirmedi veya sevgilinizi çalmadı ama ihtiyaç duyduğunuz anda yanınızda değildi. Bu da sizi rahatsız etti. Ona bir şey söylemeden önce, fazla duygusal davranmadığınızdan ya da onun kendi sorunlarıyla meşgul olmadığından emin olmak için bir hafta bekleyin. Marla Paul, “Yaşadığınız sorunun en önemli şey olduğunu düşünüyorken, bir başkası açısından dünyanın merkezi siz olmayabilirsiniz” diyor. Eğer onunla konuşmayı planlıyorsanız, söze “Belki fazla hassasımdır” ya da “Belki de sorun bendedir” diyerek başlayın. Ve sözlerini onun bu konuda ne düşündüğünü sorarak bitirin. Böylece arkadaşlığınıza zarar verebilecek saldırgan bir tavır almaktan ziyade, duygularınızla ilgili konuşma fırsatı bulursunuz.   Sevgiliniz ve onun ailesiyle tatile çıkarsanız Annesi ve babası çok hoş insanlar olabilir. Fakat zaten kendinizi grubun dışında hissetmenize gerek yok, özellikle ilişkinizin başlarındaysanız. En kötü ihtimalle rüyalarınızın erkeği ailesinin yanında dokuz yaşında bir çocuğuna dönüşebilir. Böyle bir durumdan kurtulmanızın anahtarı, davranış değişikliğidir: Bu senaryoda siz başrolde değilsiniz, tamamen yardımcı oyuncusunuz.   Psikiyatrist Ellyn Bader, “Bunu bilmek, ailesinin yanında onu kendi hâline bırakmanızı kolaylaştırır. Böylece onu zor durumda bırakmış olmazsınız” diyor. Gezi süresince başbaşa kalabileceğiniz zamanlar yaratmalısınız; günde 10 dakikalık yürüyüşler ya da bir akşam başbaşa yemeğe çıkmak gibi. Bütün bu aile saadetinin ortasında, tanıdığınız ve âşık olduğunuz adamın yeniden ortaya çıkması için bu özel zamanlara ihtiyacınız var.   Yalnız seyehat etme konusunda endişeleriniz varsa Küçük seyahatlerle başlayın. Yakın yerlere hafta sonu kaçamağı yapmak size tecrübe kazandıracaktır. Şehir merkezinde kalın ve aşırı dikkat çekmemek için bulunduğunuz yere uygun giysiler giyin. Daracık taytlar ve parlayan mücevherlerden uzak durun. Cep telefonunuzu asla yanınızdan ayırmayın. Yalnızlık meselesine gelince: Gece dışarı çıktığınızda, pek çok çift arasında yalnız olmak en kötüsüdür. Günün en büyük yemeği olarak öğle yemeğini seçerseniz bu etkiyi azaltabilirsiniz. Eğer hâlâ yalnız hissediyorsanız şöyle düşünün: Ağrıyan ayaklarınızdan şikâyet eden birini dinlemek zorunda değilsiniz. Seyahat programınızda son dakika değişiklikleri hakkında kimseyle tartışmıyorsunuz. Gece geç ya da erken yatmak gibi bir meseleniz yok. Bütün bunlar bir çeşit diktatörlüktür ve siz birisine iyilik olsun diye tatile çıkmadınız!   Görünüşünüzü değiştirmek istiyorsanız Eski kuaförünüzü değiştirin. Çılgın bir salona gidin. Kaliforniyalı Stil ve Gardırop Danışmanı Brenda Kinsel, “Mantığa aykırı görünüyor olabilir fakat bu insanlar yaratıcıdır ve yenilikleri daima takip eder” diyor. Salona iyi giyinerek gidin, böylece çalışanlar sizinle ilgili en iyi izlenimi edinmiş olur. Yanınızda en hoşunuza giden ve en nefret ettiğiniz saç modellerinin olduğu fotoğraflar götürün. Kuaförünüze ne kadar bakım masrafı yapabileceğinizi ve ne sıklıkta kesime ihtiyaç duyduğunu da söyleyin. “Saçımı en az 10 hafta kullanabilmek istiyorum” kuaför için son derece değerli bir bilgidir.      Üzerinize yıkılan kıyafetlerle başa çıkmanız gerekiyorsa İlk adım olarak dolaptaki her şeyi dışarı çıkarın. Pensilvanyalı Crystal Sabalaske, “Hazırlıklı olmalısınız; ilk başta çok kötü görünecek, sanki dolabınızı infilak etmiş gibi” diyor. İkinci adımda bütün giysilerini kategorilere ayırın: Pantolonlar, etekler, kazaklar… Şimdi onlara acımasızca değer biçmeniz gerekiyor: Size yakışıyor mu? Son bir yıl içinde hiç giydiniz mi? Rahat bir giysi mi? Eğer bu sorulara sırasıyla “hayır, hayır, kesinlikle hayır, pek fazla değil” yanıtlarını verdiyseniz, söz konusu giysi daha fazla sizinle birlikte olmasın. Ayıklama biter bitmez, geri kalan giysileri hemen dolaba yerleştirin. Bunu yaparken en fazla giydiklerinizi ön plana, koymalısınız. Dolap kapısının içine asmak için şeffaf cepleri olan bir ayakkabı düzenleyicisi almalısınız. Bu sadece ayakkabı değil, şapka, eldiven, çorap, el çantası, şort ve tişört için de ideal bir depolama çözümüdür.    Yeni bir şehre taşınmak zorundaysanız Kimseyi tanımıyorsunuz. Yapacağınız ilk şey, taşınmadan önce şu anki şehrinizden bir arkadaşınızın duygusal koruyucunuz olmasını istemek olmalı. Gece gündüz arayabileceğiniz, sizi iyi tanıyan, sizi merak eden, iyimserliği ve sabrı sınırsız biri... San Franciscolu Psikiyatrist Carol Solomon, “Herkes yalnız hisseder.Arayabileceğiniz biri varsa, yalnızlık duygusuna daha az kapılırsınız” diyor. Taşınır taşınmaz arkadaşlık kurmaya değil, çevre edinmeye bakın. Böylece hayal kırıklığına uğrama ihtimaliniz azalır. İş arkadaşlarınıza insanlarla nasıl görüştüğünüzü sorabilirsiniz. Planınızı buna ihtiyaç duyduğunuzu belli etmeden yapın. Ve insanlarla tanışmaya başladığınızda, onları çok çabuk hayatınızdan çıkarmayın. Eski arkadaşlarınızla kıyaslanamaz bile olsalar, en azından başlangıçta, ileride sizin için önemli olabilirler.