'Kelebeğin Rüyası' Ekibi Fimi Anlattı

Yılmaz Erdoğan'ın son filmi Kelebeğin Rüyası'nın ekibi Beşiktaş Kültür Merkezi'nde kameraların karşısına geçti.

Yılmaz Erdoğan'ın son filmi Kelebeğin Rüyası'nın ekibi Beşiktaş Kültür Merkezi'nde kameraların karşısına geçti.Avrupa ve Amerika galalarının ardından Ortadoğu'da da düzenlenecek gala öncesi filmin yönetmeni Yılmaz Erdoğan ile oyuncuları Mert Fırat ve Kıvanç Tatlıtuğ, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.ONLARIN KARİYERİ AÇISINDAN BAKTIMToplantıda konuşan Erdoğan, "Benim meslek hayatımı iki bölümde incelemek mümkün. Yarısı mizah, yarısı şiir denebilir benim meslek hayatım için. İlk kez bu filmde hepsi aslında birleşti. O yüzden çok önemsiyorum ama daha da önemlisi benim şiirlerimle aramda bir özel, mahrem bir hikayenin sonucudur bu. Şimdi onları böyle kitap raflarında, en çok satanlar listesinde görünce 'Tamam' dedim. Benim değil de, onların kariyeri açısından baktım hep olaya, öyle de bakmaya devam ediyorum. O açıdan çok mutluyum. Çünkü bütün hayatları boyunca bir şiirleri bir dergide yayınlansın diye uğraşmış insanların öldükten 70 yıl sonra bu amaçlarına neredeyse dünya ölçeğinde ulaşmaları tabi ki, büyük bir sevinç kaynağı" diye konuştu.BİRAZ KENDİMDEN UTANDIMFilmdeki Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu karakterlerinin sorulması üzerine Erdoğan, "Erdal Tosun'la çok özel şiir sohbetlerimiz vardır. O böyle gizli kalmış bütün şairleri tanır o. Bana bir gün 'Zonguldaklı şairleri sen duydun mu?' diye sordu. 'Onların hayatı çok ilginç film olur. Çok trajik, ama çok kıymetli bir hayat hikayeleri vardır' dedi. Ben de Google'a girdim, 'Zonguldaklı şairler' diye. Ben de başladım incelemeye, ta ki, onların şiirlerini gerçekten okumaya başlayıncaya, o şaşkınlığı yaşayıncaya kadar. Biraz da kendimden utandım. Galiba biraz seyirci de seyredince şimdi hafif öyle bir suçluluk duygusu hissediyor, biraz hissettirelim istedim çünkü. Nasıl bilmiyoruz biz bu insanları? 20 yaşında bir adam, 'Aslolan, güzel olan yaşadığımızdır, bir gün öleceğimiz değil' diyebiliyor, çok kısa bir süre sonra öleceğini bildiği halde" dedi.ASLINDA ŞİİR GİBİ KONUŞAN BİR TOPLUMUZMert Fırat da, şiirin bir üst sanat, halktan uzak bir şey gibi göründüğünü söyleyerek, "Ne yazık ki, çeşitli vesilelerle unuttuğumuz bir durum. Aslında biz zaten şiir gibi konuşan bir toplumuz Türkiye toplumu olarak. Bunun unutulması bizim kabahatimiz değil aslında. Ama bu filmle yeniden hatırlanıyor olması ve şiirin bir üst sanat değil de, tam tersine halkın içinden yazıyor olmasının da bir işareti bence Rüştü ve Muzaffer" diye konuştu.Film sürecini, "Çok uzun bir maraton" olarak tanımlayan Tatlıtuğ da, "Türk sinemasında Kelebeğin Rüyası bence çıtayı yükseltmiş, kaliteyi çok üst seviyelere taşımış bir filmdir" dedi.DHA

Yorumlar | 0
üye profil