36 Saat Boyunca Su Bile İçmemiş!

36 Saat Boyunca Su Bile İçmemiş!

Hollywood’un başarılı aktörü Hugh Jackman (44) Londra’daki Dorchester Oteli’nden Milliyet'e konuştu...

Hollywood’un başarılı aktörü Hugh Jackman (44) Londra’daki Dorchester Oteli’nde Milliyet’e konuştu.5 yıl üst üste “dünyanın en güzel 50 kişisinden biri seçilen, Golden Award sahibi Jackman yazar Victor Hugo’nun aynı isimli edebiyat klasiğinden uyarlanan Les Miserables’daki (Sefiller), Jean Valjean’ın ölümsüz hikayesini beyazperdeye taşıdı. Oscarlı sinemacı Tom Hooper’ın yönetmenliğinde çekilen filmin oyuncu kadrosu, Russell Crowe, Anne Hathaway, Helena Bonham Carter ve Amanda Seyfried gibi birbirinden ünlü isimlerden oluşuyor.Film için 12 kilo verdiSefiller filmi için 12 kilo veren Jackman eşi eski aktris Deborah-Lee Furness ile yılın büyük bölümünü New York’ta evlat edindikleri iki çocuklarıyla birlikte geçiriyor. Sefiller’de birlikte oynadığı Russel Crowe ile çok iyi dost olduklarını söyleyen Jackman ondan söz ederken,  “Russell’a pek çok yönden çok şey borçluyum. Wolverine’i reddedip, yönetmene beni tavsiye eden odur ve bu büyük bir filmdi” diyor. Jackman Sefiller filmi için “Şarkıcılık ve fiziksel anlamda bu kadar çok şey isteyen bir rol almamıştım” diye ekliyor. Jackman, filmin çekimleri sırasında kahve ve süt ürünlerinin olmadığını belirterek, “Tüm gün boyunca limonlu sıcak su içiyordum, bazı günler sesimi dinlendirmek için hiç konuşmuyordum.  Ailem eminim bu işin bir an önce bitmesini istiyordu. Herhalde ‘bizimle yaşayan ve böyle garip bir sessizlik yemini sürdüren bu adam kim’ diye düşünüyorlardı” diyor. Sefiller filminin ilk sahneleri için 36 saat boyunca hiç bir şey yemeyen Jackman su bile içmediğini söylüyor. Jackman’ın sorularımıza verdiği cevaplar söyle;Aktör, şarkıcı ve dançı... Hepsinde başarılı olmaya neye borçlusunuz?Sahnede olmayı seviyorum. Kanımda var adeta. Maceracı olmayı da seviyorum. Avustralya’da bizim bir sözümüz vardır: ‘Dene’. Ve ben hep bu sözü yaşadım. Risk almak zorundasınız. Yüzüstü düşme ihtimaliniz varsa bile bu böyle.Sefiller gibi bir yapımın içinde olmak ne kadar tatmin etti sizi?Bu benim kariyerimin tepe noktası. Çoktandır bir sinema-müzikal yapmak istiyordum. Sefiller’in sinema versiyonunun yapılacağını duyduğumda, hemen şapkamı ringe fırlattım.DELİ ZANNETTİLEROynadığınız Jean Valjean’la ilgili en ilginç şey sizce ne?Bir rol tabii.  Hayatı olağanüstü bir yolculuk. Karakteri bir çalışma kampındaki bir kişi olarak gördüğünüzde ilk fark ettiğiniz ince ama çok güçlü olduğu. Ve 9 yıl sonrasında onu başarılı olmuş görüyorsunuz. Bir ilçe belediye başkanı. Sonra yine yıllar sonra bu kez kilo almış. Ki bu benim için iyi oldu zira Sefiller’den Wolverine’in hazırlıklarına geçtim.Şarkı söylemek için nasıl hazırlıklar yaptınız?Uzun yıllardır şarkı söylüyorum ama 5, 6 yıl önce şarkı söyleme konusunda daha tecrübeli olmaya karar verdim, her gün şarkı söyledim ve haftada bir gün ders aldım. Öyle ki kızım bile bazen evde “ba, ba, bi, bi” diye sesler çıkartarak  dolaşıyordu. Aslında şarkı söylemek fiziksel bir olay, çoğu kimse bunu anlamıyor. Egzersiz salonlarına gittiğimde koşu makinelerinde hem koşuyor hem şarkı söylüyordum. Etrafımdakiler herhalde deli olduğumu düşünüyorlardı, hem ağırlık çalışırken, hem diğer aletlerle çalışırken şarkı da söylüyordum.Bir filme hazırlık aşamasında çocuklarınız için nasıl zaman ayırıyorsunuz?Benim bir kariyerim var, ama Deb ve çocuklarım yaşam sebebim. Eşime sahip olabildiğim için çok şanslıyım. O benim kendimi kötü ve moralsiz hissettiğim  anlarda devam etmemi sağlayan en büyük güç. Başarım o ve çocuklarım olmasa, benim için hiç bir şey ifade etmeyecekti. Çocuklar insanı bencillikten uzaklaştırıyor. İnsanı gerçek kılıyor. Maske takıp sadece işini düşünemezsin çünkü çocukların var ve ebeveyn olduğunu hiç bir zaman unutmamalısın. Onlara hiçbir zaman onları ikinci sıraya koyduğum izlenimi vermemeliyim.Çekimlerde ailenizin yanınızda mıydı?İlk defa yanımda değillerdi. Her zaman ailem yanımda olur. Bu yüzden biraz zor oldu. En uzak kaldığım zaman iki haftaydı. Belki rolü oynarken de bu duygu etkiledi.İki çocuk babası olarak kendinizle, boşandıkları için anneniz olmadan büyümüş olmanızı karşılaştırdığınızda ne hissediyorsunuz?Ben çocuklarımızı büyütmemize yardım eden harika ve cömert bir karım olduğu için çok şanslıyım. Dünya bir yana o bir yana. Babam zor bir hayat yaşadı ve ev hayatımız kolay değildi. Ben sürekli ağabeyimle çatışıyordum ve büyük bir kaos içindeydik. Babam eve geç geliyordu, bu asla akşam 7’den önce olmuyordu. Evde daima bir sorun yaşanıyor oluyordu. Benim en iyi biçimde yetiştiğim söylenemez. Kendime bakmayı ve son derece bağımsız ve disiplinli olmayı öğrendim.Ama ben çocuklarım için çok sevgi ve ihtimam dolu bir ortam yaratmak istedim. Bu benim en büyük arzum oldu hep. Hayatta çocuklarınızın huzur içinde oynadığını görmek, büyüdüklerini izlemekten güzel bir şey yok. Size çocuklarımı yürüyüşe götürmenin beni ne kadar mutlu ettiğini anlatamam. Dünyayı birlikte gezmek ve görmenin mutluluğunu hiçbir şeye değişmem. Ben ve Deb, tanrı tarafından bu iki çocukla kutsanmış sayıyoruz kendimizi.Valjean rolünü oynarken babanınızın etkisi oldu mu?Aslında rolü oynarken babamı pek düşünmedim ama babam beni böyle bir rol için birçok yönden yetiştirmişti. Babam oldukça dindar biri ama bunu çok belli etmez. Kendisi muhasebeciydi. Hatta kendisine bir gün “Çalışma arkadaşların senin dindar olduğunu biliyor mu, dalga geçiyorlar mı?” diye sordum. Bana “Dinden konuşursan bir anlamı yoktur ama davranışlarındaki din her şeydir” cevabını verdi. Babam materyalist biri değildi. Sessiz biriydi. Valjean gibiydi ama onun kadar sırrı yoktu. Kimse hakkında kötü konuşmazdı. Annem ben küçükken bizi terketmişti. 5 çocuğu tek başına yetiştirdi.Annemin terk ettiği günü hatırlıyorum. Ben okula gidiyordum o sabah. Annem banyodan çıkmıştı. “güle güle” demesinde bir farklılık vardı. Filmin son bölümlerinde babam hep aklıma geldi. Babam olmasaydı hayatımda belki bu rolü oynamak o kadar kolay olmayacaktı. Benim her şeyimdi yetişirken. Onu çok seviyorum ve kalbimin derinliklerinden ona teşekkür ediyorum.Sefiller filmi beyazperdede!42 ülkede, 21 dilde, 60 milyon kişinin sahnede izlediği ve 27. yılında hala her yerde gişe rekorları kıran Victor Hugo’nun ölümsüz eseri Sefiller oyununun sinema uyarlaması dün Türkiye’de vizyona girdi.The King’s Speech (Zoraki Kral)’ın Oscar ödüllü yönetmeni Tom Hooper’ın yönetmenliğindeki, the Working Title/Cameron Mackintosh yapımında Hugh Jackman, Oscar ödüllü Russell Crowe, Anne Hathaway ve Eddie Redmayne baş rolleri paylaşıyor.Seti, 19. yüzyıl Fransa’sı temel alınarak hazırlanan ‘Les MisÈrables’ın, yıkılan hayalleri, karşılıksız aşkı, tutkuyu, fedakarlığı ve arınılan günahları anlatan büyüleyici bir hikayesi var. Jackman, eski bir mahkum olan ve şartlı tahliyesinden sonra acımasız polis memuru Javert (Crowe) tarafından yıllardır kovalanan Jean Valjean’ı oynuyor. Valjean, fabrika işçisi Fantine’in (Hathaway) genç kızı Cosette’e bakmayı kabul edince hayatları sonsuza dek değişiyor.Milliyet

Görüntülenme : 2319 Güncelleme Tarihi: 02/03/2013 08:11:40
Yayınlanma Tarihi: 02/03/2013 08:08:01

Haber Yorumları (0)

500

    Acunn.com'u Facebook'ta takip et.

    Acunn.com'un eğlenceli dünyasını yakından takip etmek için Facebook sayfamızı beğenin