Uzmanlardan İstanbul'un ilçelerine 'büyük risk' uyarısı

İstanbul'da trafiği en gürültülü yerler; Şişli, Eyüpsultan ve Gaziosmanpaşa'da. Uzmanlar gürültü ile kalp rahatsızlığı arasındaki bağlantıya dikkat çekti ve önemli uyarılarda bulundu. 

Yayınlanma Tarihi: 05.04.2021 11:41
Değiştirme Tarihi: 05.04.2021 11:41
Uzmanlardan İstanbul'un ilçelerine 'büyük risk' uyarısı

Araç trafiği başta olmak üzere demir ve hava kaynaklı tüm gürültü kaynaklarının risk oluşturduğunu belirten Bahçeşehir Üniversite Hastanesi Medical Park Göztepe Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Metin Esen, "Trafikte meydana gelen tüm gürültü kaynakları 50 desibelden itibaren her 10 desibelde bir kalp damar hastalığı riskini yüzde 8 ila 10 oranında artırıyor. Bu gürültünün özellikle kan basıncını yükselterek, ritim bozukluklarına sebep olarak, gece uyku düzenini bozarak, anksiyete ve kaygıyı artırarak bu sonuçları doğurduğu biliniyor. Örneğin bir havalimanı, demiryolu, karayolu yakınında oturan ve yoğun gürültüye maruz kalan kişilerde kalp damar hastalığı riski sonraki yıllarda artabilir" dedi. 

Araştırmada dikkat çeken diğer faktörleri hatırlatan Prof. Dr. Ali Metin Esen, “Kişilerin el sıkma özelliklerine de bakılmış. Bunun bir güç bilimi ile seviyeleri belirlenmiş. Seviyenin belli bir derecenin altında olmasının gelecekteki kalp damar hastalıklarıyla güçlü bir şekilde ilişkisi olduğu kalp krizi ve felç riskinin arttığı gösterilmiş. Yani bir insan orta yaş sonrası elini ne kadar güçlü sıkabiliyorsa kalp sağlığı açısından o kadar iyi durumda. Kişi el sıkmayı ne kadar yapamıyorsa gücü ne kadar azsa da kalp sağlığı açısından bir muayene olması gerekiyor. Tabi el sıkmanın kalp sağlığı ile böylesine bir ilişkisi kurulunca acaba burada el sıkmayla ilgili ‘Kardiyovasküler nedenlerden dolayı mı bir güç sorunu yaşanıyor’ sorusu akıllara geliyor" diye konuştu. 

ÖFKEYE DİKKAT! 

Bu sonuçların yanı sıra öfkelenmenin önemli bir kalp krizi nedeni olduğunun altını çizen Prof. Dr. Esen şunları söyledi: “Öfkelendiğimizde ilk 2 saat içerisinde kalp krizi geçirme riskimiz 5 kat artıyor. Eğer bu çok sık oluyorsa kişi kendisini kontrol edemiyorsa öfke krizleri yaşıyorsa bu durumda mutlaka psikiyatrist ya da psikologla görüşmeli. Öfkelendiğimizde çok yoğun bir şekilde stres hormonlarının kandaki seviyesi artıyor. Bunların en başta geleni adrenalin ve nöradrenalin stres hormonları. Bunlar kanda artınca kalp ritmimiz hızlanıyor. Tansiyonumuz bir anda artıyor ve kalp damarları içerisinde bulunan plaklar çatlıyor. Orada bir pıhtılaşma sorunu oluşuyor. Dolayısıyla, öfke patlamalarını kişi çok sık yaşıyorsa damarların sürekli etkilendiği, içerideki kan akışının yavaşladığı, kan basıncının çok yüksek düzeylere ulaştığı, kalp hızının artarak kalbin oksijen kullanma gereksiniminin arttığı bir ortam yaratıyoruz. Öte yandan da kan akışkanlığı azalıyor. Tansiyon ve nabız yükseliyor, kalbin oksijen gereksinimi artıyor. Bu atmosferde de kalp krizi meydana geliyor."

"55 SAATİN ÜZERİNDE ÇALIŞMAK... "

Araştırma sonuçlarına göre işyerinde geçirilen sürenin de önemli olduğunun altını çizen Kardiyolog Prof. Dr. Ali Metin Esen, “Bu sürenin haftada 55 saatin üzerinde olması, 35 ila 40 saat olmasına göre kalp krizi riskini artırıyor. Burada oturma süresinin uzun olması (günde 11 saati geçmesi) kalp damar hastalığı riskini 3 kat artırıyor. Ortalama yaşam süresini ise 3.5 yıl azaltıyor. Oturma ile sigara tüketiminin de söz konusu olması, özellikle evden çalışanlarda ciddi bir sorun olarak ön plana çıkacaktır. Bunun yanında sürekli olarak enerji içeceklerinin tüketilmesi, oturma esnasında sürekli atıştırmalıkların tüketilmesi de kilo sorunu haline gelebiliyor" değerlendirmesinde bulundu.

Kişilerin sessiz sedasız kalp krizi geçirebileceğini hatırlatan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Esen, “Özellikle ailesinde çok erken yaşta kalp krizi vakası olan kişilerin benzer yaşlarda mutlaka kalp kontrollerini yaptırması gerekiyor. Sigara, kolesterol, tansiyon, şeker, fazla kilo, hareketsizlik gibi hastalık yapıcı etkenlerle mutlaka savaşmalıyız" dedi.

(DHA)