Sperm sayısının yetersiz olduğu gerekçesiyle boşanma davası açtı

İzmir’de yaşayan Suriyeli Emine Ezzat, sperm sayısının yetersiz olduğunu gerekçe göstererek kocası Nureddin Ezzat’a boşanma davası açtı. 

Yayınlanma Tarihi: 10.02.2021 23:28
Değiştirme Tarihi: 10.02.2021 23:28
Sperm sayısının yetersiz olduğu gerekçesiyle boşanma davası açtı

2019 yılında evlenen Nureddin ile Emine Ezzat çifti arasında çocuklarının olmaması nedeniyle huzursuzluk çıktı. Nureddin Ezzat’ın yapılan test sonuçlarına göre sperm sayısının düşük olması nedeniyle biyolojik olarak çocuk sahibi olamayacağının anlaşılması üzerine eşi Emine Ezzat, İstanbul’daki ailesinin yanına döndü. Emine Ezzat, kocasının sperm sayısının yetersiz olduğu gerekçesiyle İstanbul Küçükçekmece 5’inci Aile Mahkemesi’nde boşanma davası açtı. İddiaya göre, bu süreçte Emine Ezzat ve ailesi Nureddin Ezzat’ın sağlık durumuyla alay ederek psikolojik baskı uyguladı.

"ANNE OLMAK..."

Müvekkili Nureddin Ezzat’ın yaşanan süreçte psikolojik baskı gördüğünü ifade eden Avukat Irmak Karacadağ, "Anne olmak, kadının doğal içgüdüsüdür. Kimi evliliklerin temelinde, çocuk sahibi olma arzusu yatmaktadır. Kısırlık veya çocuk sahibi olamamak, kimi evliliklerin huzur ve mutluluğunu bozan bir etken olabilmektedir. Müvekkilin eşi de aynı husustan müvekkile boşanma davası açmıştır. Karşı taraf bu davayı, evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayalı olarak açmıştır.

4721 sayılı yeni Medeni Kanunun 166'ncı maddesine göre, ’Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde davacının kusuru daha ağır ise davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır.’ Davaya konu olayda ise taraflar müşterek birliktelikleri süresince hiçbir sıkıntı yaşamamakla beraber çocuk sahibi olma yolundaki engeller, birlikteliklerini sekteye uğratmıştır. Ancak Yargıtay kararları ile sabittir ki bu konu tek başına boşanma sebebi sayılamaz. Müvekkil, Suriye vatandaşıdır.

Yetiştiği çevresel faktörler göz önüne alındığında, eşlerin çoğunlukla aileleri ile yaşadığı ve kalabalık oldukları görülmektedir. Bu noktada, kadının biyolojik çocuğunun olmasına yönelik yoğun isteği konusunda biraz daha empati yapmaktayız. Ancak, bu husus, tek başına müvekkile kusur olarak addedilemez. Yargıtay kararları da ’tasada ve kıvançta birlik’ esasına göre bu hususu tek başına boşanma nedeni olarak değerlendirmemektedir. Burada asıl mağdur müvekkilimdir. Hem eşinden hem de onun ailesinden hakaretlere varan psikolojik baskıya maruz kalmıştır" şeklinde konuştu. 

(DHA)