Sosyal medya yasası sonrası Twitter, Türkiye'de temsilci bulundurmayı reddetti!

Dün sabaha karşı TBMM'den geçen yeni sosyal medya yasasına göre sosyal ağ sağlayıcılarının Türkiye'de temsilci bulundurma şartı getirilmişti Twitter hariç Türkiye'de temsilci bulundurmayı kabul ettiler. 1 milyondan fazla kullanıcıya sahip olan yabancı sosyal medya şirketlerine bazı yasal zorunlulukları getiren bu düzenleme, 1 Ekim 2020'den itibaren yürürlüğe girecek.

Yayınlanma Tarihi: 30.07.2020 12:27
Değiştirme Tarihi: 30.07.2020 13:09
Sosyal medya yasası sonrası Twitter, Türkiye'de temsilci bulundurmayı reddetti!

Habertürk'ten Muharrem Sarıkaya'nın Naci Bostancı’ya dayandırarak aktardığı bilgilere göre Bostancı'nın "Sosyal medya platformları, ağırlıklı olarak Türkiye’de temsilci bulundurmayı kabul ettiler. Bir tek Twitter olumlu cevap vermedi, orada bir sıkıntı görülüyor” dediğini ifade etti.

Temsilci bulunduran sosyal medya platformlarında bir kişinin hakkında çıkan olumsuz içeriklerin kaldırılması için platforma başvurabilecek ve yayının 48 saat içerisinde kaldırabileceğini dile getiren Sarıkaya, bazı hükümlere uymayan platformlara ne olacağı ile ilgili sorusuna ise "Şu aşamada Twitter dışında sorun görünmüyor" şeklinde yanıt aldığını belirtti. Türkiye, sosyal medya düzenlemesini oluştururken Almanya ve Fransa’da yürürlükte olan modelleri göz önünde bulundurmuştu. Ancak Fransa Anayasa Mahkemesi’nin çıkarılan yasadaki bazı hükümleri uygulanamaz kılması, Almanya’da yürürlüğe konan düzenlemeyi daha da öne çıkarmıştı.

Türkiye’deki sosyal medya düzenlemesinde de yer alan ‘unutulma hakkı’ ile ilgili olarak dün Alman Yargıtayı tarafından alınan emsal niteliğindeki kararı aktaran Sarıkaya, kişilerin internette haklarında yer alan bilgilerin silinmesi için başvurabileceğini, ancak her başvurunun doğrudan kabul edilmeyebileceğini hatırlatmış oldu. Sarıkaya’nın aktardığına göre Almanya’da bir kişi, unutulma hakkı çerçevesinde Google’dan bilgilerinin silinmesi için başvuruda bulundu. Ancak yargıtay, “kamuoyunun bilgi alma hakkının kişisel verilerin korunması hakkından üstün olduğuna” hükmetti ve bu talebi reddetti. Alman Yüksek Mahkemesi’ne göre kişisel verileri koruma hakkının herhangi bir önceliği bulunmuyor ve her davada hangi özgürlüğün daha ağır bastığının ayrı ayrı kontrol edilmesi gerekiyor.