Prof. Esin Davutoğlu Şenol, koronavirüs hakkında merak edilen soruyu yanıtladı

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Esin Davutoğlu Şenol, koronavirüs hakkında çok merak edilen bir soruya sosyal medya hesabından açıklamalı bir şekilde yanıtladı.

Yayınlanma Tarihi: 24.03.2020 18:24
Değiştirme Tarihi: 24.03.2020 18:24
Prof. Esin Davutoğlu Şenol, koronavirüs hakkında merak edilen soruyu yanıtladı

İlk olarak 2019 yılı Aralık ayında, Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan, insandan insana bulaşabilen ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından COVID-19 olarak adlandırılan yeni tip koronavirüsü, başta İtalya ve İspanya olmak üzere pek çok ülkede can almaya devam ediyor. Uzmanlar ve bilim insanları bir taraftan aşı üzerinde çalışmalarını hızlandırırken diğer taraftan ise virüsün insan vücudunda yarattığı potansiyel kalıcı veya geçici hasarları araştırıyor.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Esin Davutoğlu Şenol, merak edilen “Koronavirüs vücutta kalıcı hasar bırakıyor mu?” sorusuna sosyal medya hesabından yanıt verdi. “Virüs üst solunum yolları ile beraber sıklıkla akciğerleri tutuyor.” diyen Şenol, “Hastaların akciğerdeki radyolojik bulguları ciddi bir hasara işaret ediyor. Ama uzun vadeli, üçüncü ay BT taramaları yapılmadan akciğerde bir hasar kaldığını söylememiz mümkün değil.” şeklinde yazdı.

İşte Prof. Esin Davutoğlu Şenol’un koronavirüsün (Covid-19) akciğerde kalıcı hasar bırakıyor mu? veya bırakır mı? sorusuna verdiği yanıt…

COVID-19 Akciğerde Kalıcı Hasar Bırakıyor mu? Bırakabilir mi? Bir Alman haber ajansı- COVID19 gelişenlerin akciğerinde kalıcı hasar oluyor haberini yaptı önce.

Haberde, Hong Kong’daki araştırmacılar 12 hasta içerisinden 2 veya 3 hastanın akciğer fonksiyonlarında %20-30 azalma görüldüğünü ama doğrulamak için uzun dönemli veri ihtiyacı olduğunu söyleyen bir çalışmadan söz ediliyordu.

Aynı haber Şubat ayında JAMA dergisinde yayınlanmış olan, Çin’den (kaynak 2) ,COVID19 pnömonili 138 kişinin analizini de ekliyordu. Bu makalede, ateş (%98.6), Halsizlik %96.6 ve Kuru öksürük :%59.4 en önemli bulgulardı.

Ama bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı gibi bulgular da görülebiliyordu. Hastaların çoğunun hastaneye yatış sırasında çekilen Akciğer Bilgisayarlı Tomografilerinde; çift taraflı buzlu cam alanları ve yama şeklinde tutulum vardı.

Zatürre ile başvuran hastaların %26.1, Yoğun Bakım Ünitesine (YBÜ) alındı. İlk bulgudan, nefes darlığına geçen süre: 5 gün, hastaneye başvurmaya kadar geçen süre: 7 gün. Akciğer Solunum Yetmezliği bulgularına kadar geçen süre 8 gün, YBÜ yatışa kadar geçen süre 10 gündü…

Akciğer bulguları kötüleşerek YBÜ alınan hastalar daha ileri yaşlarda (66 ve 51), daha çok eşlik eden hastalıkları olan (%72), nefes darlığı (%63.9) ve iştahsızlık (%66.7) şikayetleri daha çok olan hastalardı.

Zatürre ile yatan hastalarda ölüm oranı: %4.3, iyileşmeye kadar geçen süre 10 gündü Bu çalışmada hastaların akciğer bulguları,12 hastalık çalışmadaki bulgular ile uyumlu idi.

Bu nedenlerle, COVID19 zatürresi, akciğerde “pulmoner fibrozis” olarak tanımlanan kalıcı değişiklilere yol açıyor mu sorusu öne çıktı Ama bu sorunun cevabı henüz araştırılmadı Çünkü bunu yapabilmek için en az 3 ay kontrol akciğer BT ve solunum fonksiyonları testleri gerekli.

Ocak başında yatırılan ve iyileşen ilk olgunun, seri akciğer tomografileri hastanın akciğer bulgularının tümüyle iyileştiğini gösterdi İlk başlık ile haberi veren Alman gazetesi, kötü bir gazetecilik örneği gösterdi diyebiliriz.

Çünkü verdiği başlık olan“COVID-19: Recovered patients have partially reduced lung function: COVID-19 Zatürresinden iyileşen hastaların akciğeri fonksiyonları azalıyor mu" ile acaba böyle bir çalışma yapılsa sonuçları nasıl olur diye biten cümlesi arasında büyük farklılık.

SONUÇ; Virüs üst solunum yolları ile beraber sıklıkla akciğerleri tutuyor. Hastaların akciğerdeki radyolojik bulguları ciddi bir hasara işaret ediyor. Ama uzun vadeli, üçüncü ay BT taramaları yapılmadan akciğerde bir hasar kaldığını söylememiz mümkün değil.

Çin’den yayınlanan olgulardan sonuçlar, akciğerlerin iyileştiğini gösteriyor.