Mutasyon nedir? Mutasyona uğrayan virüs daha mı tehlikeli?

Tüm Türkiye'yi etkisi altına alan koronavirüs salgınıyla ilgili korkutan gelişmeler yaşanmaya devam ediyor. Bazı ülkelerde görülmesinin ardından Türkiye'de de koronavirüs mutasyonu taşıyan 15 kişinin yurda giriş yaparken tespit edildiği bildirilmişti. Gelen haberlerin ardından birçok kişi yeni mutasyonun ne olduğu ve ne kadar tehlikeli olduğuyla ilgili araştırma yapmaya başladı. Peki, Mutasyon nedir? Koronavirüs mutasyonuna uğrayan virüs daha mı tehlikeli?

Yayınlanma Tarihi: 03.01.2021 10:13
Değiştirme Tarihi: 03.01.2021 10:13
Mutasyon nedir? Mutasyona uğrayan virüs daha mı tehlikeli?

Mutasyon nedir? Koronavirüs mutasyonuna uğrayan virüs daha mı tehlikeli? Gibi soruların yantılarını merak eden vatandaşlar, internet üzerinden konuya hakim insanların yaptıkları açıklamaları ve paylaşımları merak ediyor. Peki, Mutasyon nedir? Mutasyona uğrayan virüs daha mı tehlikeli? İşte uzmanklardan yapılan açıklamalar.

MUTASYON NEDİR?

Sağlık Bakanlığı'nın yayımladığı COVID-19 Sözlüğü'nde yer alan bilgilere göre mutasyon;

Bir organizmanın veya virüsün genetik materyalinde meydana gelen kalıcı değişiklik.

RNA virüslerinde DNA virüslerine oranla çok daha fazla mutasyon meydana gelir. SARS-CoV-2 bir RNA virüsüdür.

Mutasyon ya da değişinim, bir canlının genomu içindeki DNA ya da RNA diziliminde meydana gelen kalıcı değişmelerdir. Mutasyona uğramış organizma ise mutant olarak adlandırılır. Mutasyonların genler üzerindeki zararlı etkileri nedeniyle, organizmalar mutasyonları gidermek için DNA onarımı gibi mekanizmalara sahiptir.

Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Songül Özer, mutasyona ilişkin kafa karıştıran temel soruları Hürriyet Aile okurları için cevapladı.

MUTASYONA UĞRAYAN KORONAVİRÜS DAHA MI TEHLİKELİ?

Bütün virüslerde mutasyona uğrama yani ‘varyant değiştirme’ ihtimali var. Bazı virüslerde bu ihtimal daha yüksek oluyor. Influenza ve koronavirüste daha sık ve daha kısa sürede mutasyon gerçekleşebiliyor. Antijenik değişikliği her zaman kötü yönde değerlendirmemek gerekiyor. Virüs antijenik yapısını değiştirdi, yeni bir suç meydana getirdi, şimdi daha çok ölüm olacak veya daha çok yayılacak diye korkulmamalı. Bazen virüsteki antijenik yapı değişikliği aksine iyi yönde de olabiliyor.

Gerçekleştirilen çalışmalar doğrultusunda yapılan açıklamalarda, yeni saptanan virüsün bulaştırıcılığının daha yüksek olduğu ama hastalar arasında fatalite dediğimiz ölüme neden olma ya da ağır hastalık tabloları oluşma ihtimalinin daha az olduğu bilgisi veriliyor. Aslında bu iyi bir durum. Daha çok bulaşması demek onun daha kötü olduğu anlamına gelmiyor. Hastaların ağır geçirmesi ya da hastaların ölüme sebebiyet vermesi bizi ilgilendiriyor. Çok kişiye bulaşabilir ama hafif geçirebilirler. Toplumdaki bağışıklığın artmasını sağlayacağı için bir anlamda iyi bir durum bu. Hasta olup da atlatanların sayısı artınca doğal olarak aşılanmış gibi olurlar. Hastalığı geçirerek bağışık kazanırlar ki aktif bağışıklama dediğimiz bu tablo en çok istenen tablodur.

VÜCUT MUTASYONA FARKLI BİR TEPKİ VERİR Mİ?

Eğer varyantı hastalık yapma yeteneği düşük bir antijenik yapı değişikliği geçirdiyse vücut hastalık olarak tabii ki daha hafif karşılık verecektir. Örneğin 2020’deki virüs ile enfekte olduk ama 2020’nin sonlarında yeni bir antijenik yapıda virüs çıktı, onu da alabiliriz ve yeniden enfeksiyon geçirebiliriz. Yeniden hasta olabiliriz. Vücut ilkinde olduğu gibi de tepki verebilir. İşte o mutasyonun ne olduğu ile alakalıdır. Eğer virüs hastalık yapma yeteneği yüksek bir hale dönüştüyse tabii ki onu aldığımızda daha ağır geçiririz. Ama hastalık yapma yeteneği düşük bir hale dönüştüyse ikinci enfeksiyonumuzu ya da ilk kez geçiriyorsak daha hafif bir şekilde geçiririz. Virüsün ne tür bir mutasyon geçirdiği, hangi antijenik yapısını değiştirdiği önemli.

AŞILAR MUTASYONA UĞRAMIŞ VİRÜSE KARŞI DA ETKİLİ Mİ?

Bir aşı elde olan virüs suçları ile yapılır. Biz bildiğimiz, karşılaştığımız şeye karşı antikor üretebiliriz. Görmediğimiz bir şeye karşı aşı yapmamız mümkün değil. Amerika, İngiltere, Rusya, Almanya ve Çin’in aşı çalışmaları en çok öne çıktı. Bu ülkeler 2019 yılının Aralık ayından itibaren gördükleri virüse karşı aşı ürettiler. Onların geliştirdiği aşıları insanlara uygularsak o virüslere karşı bizi koruyacak. Almanların ve Çin’in ürettiği, bize de ulaşan üretim aşamasını bitirip dağıtım aşamasına geçen aşıların yeni çıkan virüse karşı etkili olması mümkün değil. O yüzden yeni bir virüse karşı korumayacaktır. Influenzada da bu durum aynı. Aşıyı her yıl insanlara yapmamızın nedeni antijenik yapısını değiştirmesidir. Bir önceki yılın aşısı bu yıl korumuyor. Muhtemelen aynı durum Covid-19 aşısı için de geçerli olacak.