Koronavirüs aşısında endişe veren olasılık gerçekleşir mi? Mutasyon olursa ne olur?

Tüm dünyayı Mart 2020'den beri esir alan hasta sayısı 55 milyona yaklaşan, ölüm sayısı ise 1.3 milyon olarak kayda geçen koronavirüste her geçen gün yeni gelişme yaşanmaya devam ediyor. Pfizer ile BioNTech firmalarının ortak geliştirdiği ve yüzde 90 koruma sağlandığı açıklanan aşı sonrası bilim dünyası hareketli günler geçiriyor. Büyük bir umutla beklenen aşının 2021 başında dünyaya ulaştırılması bekleniyor. İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tufan Tükek aşının umut verici olduğunu söylerken devamında ise kötü olasılığı belirtti ve “Buradaki en büyük risk faktörü virüsün mutasyona uğraması. Mutasyon en korktuğumuz olasılık” diye konuştu. Koronavirüsün her yıl mutasyona uğraması durumunda bugün geliştirilen aşılar geçersiz olacak, her yıl yeni aşı ihtiyacı doğacak.

Yayınlanma Tarihi: 13.11.2020 09:27
Değiştirme Tarihi: 13.11.2020 09:28
Koronavirüs aşısında endişe veren olasılık gerçekleşir mi? Mutasyon olursa ne olur?

Amerika, İngiltere, Rusya ve Çin aşılarının denek çalışmalarının yapıldığı İstanbul Tıp Fakültesi’ndeki ilk sonuçların umut verici olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tükek, “İlk sonuçlar açıklandığı üzere oldukça olumlu” dedi.

Alman firması Biontech ile Pfizer’ın ortak geliştirdiği “BNT162ö” adlı aşının yanı sıra, Amerika, İngiltere, Rusya ve Çin aşılarının denek çalışmalarının yapıldığı İstanbul Tıp Fakültesi’ndeki ilk sonuçların umut verici olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tükek, "Aşı çalışmalarımız sona erdi. İlk sonuçlar açıklandığı üzere oldukça olumlu. Çalışmalar bu tempoda gider ve etkinlik sorunuyla karşılaşılmazsa bahar aylarında Covid-19’un azalacağını görebiliriz. Ancak tüm aşıların aynı derecede etkin ve güvenli olması gerekir. Çünkü farklı aşılardan kullanmak zorunda kalacağız" dedi.

MUTASYON OLMAZSA

Milliyet gazetesinden Mert İnan'ın haberine göre, Amerikan, Alman ve Çin aşılarının Ocak, Şubat döneminde Türkiye’ye de gelmiş olacağını dile getiren Prof.Dr.Tükek, "Yüzde 90 etkinlikli bir aşı toplumsal bağışıklanma anlamına gelir. Buradaki en büyük risk faktörü virüsün mutasyona  uğraması. Mutasyon en korktuğumuz olasılık. Şayet Covid-19 mutasyona uğramazsa bir kez aşı olanlar, ömür boyu virüsten korunmuş olacak. Şayet virüs influenza gibi her yıl farklılık gösterir yani mutasyona uğrarsa, yeni çalışma ve aşı takvimi gerekecektir" diye konuştu. 

Aşı karşıtlarının sosyal medya üzerinden bir takım komplo teorilerini öne sürdüklerini de dile getiren Prof.Dr.Tükek, şöyle konuştu: “Kızamık, boğmaca ve çocukluk aşıları dahil bütün aşılardaki süreç Kovid-19 aşı sürecindeki gibi işledi. Faz 3 gönüllü insan denemeleri sayesinde aşının etkin olup, olmadığı anlaşılıyor. Alman aşısı için soğuk zincir konusu tartışılıyor. Türkiye’de eksi 70, 80 derecede Covid-19 aşısı muhafaza edecek depolama alanlarımız mevcut. Yetersiz olan kurumlara da gereken soğutucular alınır. Yeter ki aşı çıksın ve Türkiye’ye gelsin.”

"TOPLU ALANLARDA YOĞUNLUK AZALMALI"

Türkiye’deki günlük yeni hasta sayısının yüzde 35’den fazlası İstanbul’da. Maalesef Covid-19 hasta ve vaka sayılarında çok ciddi artış söz konusu. Nisan ayından çok daha kötü durumdayız. Sokağa çıkma yasağına karşıyım ancak kafe ve toplu alanlardaki yoğunluğun mutlaka azaltılması gerekiyor. Açıkçası şu aşamadan sonra kısıtlama yapılmadıktan sonra hasta sayısını geriye döndürme şansımız yok. Halen sosyal mesafe ve maske kuralına uymayan binlerce insan sokaklarda. Aylardır anlatmaktan, uyarmaktan dilimizde tüy bitti. İnsanlarımızda yeterli disiplin ve duyarlılığı göremedik. Test pozitiflik oranımız Haziran ve Temmuz’da yüzde 5’e gerilemişti. Ancak Ağustos ve Eylül döneminde önce yüzde 12 ardından yüzde 15 olan pozitiflik oranı, şuan için yüzde 45’e yaklaşmış durumda. Bu gidişat devam ederse boş yatak bulmakta sıkıntı yaşanır. Tek kurtuluş reçetesi aşı olacak. Aşıya erişene kadar tıpkı Nisan, Mayıs dönemindeki gibi çok disiplinli davranmalıyız. Eldeki ilaçlar, bir yere kadar koruyucu ve etki sağlayıcı özelliğe sahip. Şuan için en etkin tedavi yöntemi olarak kortizon öne çıkmış durumda. Elimizde kullandığımız ilaçlar var ancak hiçbiri ölümcül seyredecek vakaları ortadan kaldırmıyor. Genetik faktörler mortalitede önemli.”