'Kocam Kıvanç'tan Daha Yakışıklı'

'Kocam Kıvanç'tan Daha Yakışıklı'

Türkiye’nin yeni gözde çifti: Galatasaray’ın yıldız futbolcusu Wesley Sneijder ile eşi Yolanthe Cabau... Haklarında bugüne kadar çok şey yazıldı ve çizildi ama ikisi birlikte, aşklarını ilk kez anlattılar.

Türkiye’nin yeni gözde çifti: Galatasaray’ın yıldız futbolcusu Wesley Sneijder ile eşi Yolanthe Cabau... Haklarında bugüne kadar çok şey yazıldı ve çizildi ama ikisi birlikte, aşklarını ilk kez anlattılar. Wesley, Yolanthe’yle evlenmeyi daha 17’sinde kafaya koyuyor. Telefonda başlayan aşk mutlu sona, gökyüzünde, hem de İstanbul semalarında varıyor. Bu güzel aşk hikâyesini dinlemek için çiftle Maslak Oto Sanayi’de buluşuyoruz. Burası onlarla buluşmak için hayalini kurduğum bir yer değil elbette. Ama ikilinin hiç zamanı yok. Onları yüzü oldukları bir markanın çekimlerinde yakalıyorum. Stüdyodaki çekimden çıkıp yanıma gelen Sneijderler pür neşe: Şarkılar söyleylüyorlar. Yolanthe çekim için yanağımdan öperken Wesley çat pat Türkçesiyle “Öpmek yok” diyor. Ama yengenin aldırdığı yok, buseyi yanağıma konduruveriyor. Yanlarından hiç ayrımadıkları küçük köpekleri çantalarında, sohbete başlıyoruz...   Sizinkinin bir ‘televizyonda gördüm, âşık oldum’ hikayesi olduğu doğru mu?   YOLANTHE CABAU: Evet. O zamanlar bir televizyon dizisinde oynuyordum.  WESLEY SNEIJDER: Yolanthe’yi televizyonda gördüğümde daha 17 yaşımdaydım. Anneme dönüp bir gün bu kızla evleneceğim” dedim. Annem “tabi tabi” anlamında bir şeyler söyleyip güldü.  YOLANTHE: Ben de o zamanlar 16 yaşımdayım. Tabii bu olayın üzerinden yıllar geçti ve sonra beş sene önce bana ulaştı. Geleceği görmüş desenize!  YOLANTHE: Evet. Aynen öyle…   Peki nasıl tanıştınız?    WESLEY: İspanya’da oynadığım zamanlardı. Yolanthe’nin telefonuna ulaştım. YOLANTHE: Bu kadar çabuk olmadı tabii. Her gün aramaya başladı. Ama Hollanda’da futbol oyuncularının çok iyi bir repütasyonu olmadığı için görüşmek istemedim.   Telefonu yüzüne mi kapatıyordunuz?   YOLANTHE: Daha beter! Telefon numaramı değiştirdim. Ama Wesley yine numarayı buldu. Aramaya devam etti. Hakkımda annemin bile bilmediği çok gizli şeyleri bilip söylüyordu. Nereden öğrendiğini çok merak ediyordum. Bir gün “Eğer beni yarım saat dinlersen sana numarayı nereden aldığını anlatacağım” dedi. Konuşmayı kabul ettim. Ve tam bir buçuk saat sohbet ettik.   Neler anlattı?   YOLANTHE: Aynen şunları söyledi: “6 yaşında Ajax’ta oynamayı hayal ederdim, 7 yaşımda oynuyordum. 16 yaşımda A takımında oynamak istiyordum ve oldu. 17 yaşımda Hollanda Milli Takımı sonra Real Madrid hedefimdi. Başardım. Bütün bunlar gerçekleştikten sonra bir tek hayalim kaldı. O da Yolanthe ile evlenmek. Göreceksin o da olacak” dedi.   Numarayı nereden bulmuş?   YOLANTHE: Bir paparazziden almış. Paparazziye de “ilk yemeğe çıktığımızda fotoğrafları sen çekersin” diye söz vermiş.   Bu bir telefon aşkı yani…   YOLANTHE: Aynen öyle başladı. WESLEY: Onunla saatlerce konuşmaya doyamadım.   ERTESİ GÜN YENİDEN GÖRMEK İSTEDİM   Bir adam kadını kendine telefonda nasıl aşık edebilir?   YOLANTHE: Konuştukça onun ne kadar büyük bir kalbi olduğunu anladım. İyi ve komik biri olduğunu düşündüm. İtiraf edeyim, aşık bile olmaya başladım. Yalnız belli etmedim tabii.    Telefondan kurtulup kanlı canlı ilk karşılaşmayı hatırlıyor musunuz?   YOLANTHE: Tabii ki hatırlıyorum!   Nasıldı?   YOLANTHE: Telefon konuşmalarımız tam üç ay sürdü. Bir gün aradı ve “yarın geliyorum” dedi. Hayatımda ilk defa bu kadar telaşlandım. Çünkü ilk defa aşık oluyordum. Saçımı, makyajımı, kıyafetlerimi defalarca değiştirdim. Arabaya bindiğim anı dün gibi hatırlıyorum: Bir Wesley’e bakıyor, sonra kafamı sağa sola çeviriyordum. O da çok stresliydi. Gözlerinin içine baktım. Çok güzel gözleri var. İşte o anda her şey çözüldü. WESLEY: Ben de en az onun kadar heyecanlıydım. Onu gördüğümde içim kıpır kıpır oldu. Ertesi gün yine görmek istedim. Aramaya devam ettim.    Yolanthe’de sizi bukadar çeken neydi?    WESLEY: İnanılmaz bir kadın. İnsan üstü. Bitmeyen enerjisiyle herkese, her şeye yetişebiliyor.   Başka?   WESLEY: Tıpkı benim gibi mücadeleci. Tutkulu ve hırslı. (Derin bir nefes alıyor, yüzündeki keyifli gülümsemeyi görmelisiniz). O tam anlamıyla muhteşem bir kadın...   WESLEY BENİMLEYKEN EŞİNDEN AYRILMIŞTI   İyi, güzel de hakkınızda çıkan haberlere göre siz konuşmaya başladığınızda Wesley ilk eşiyle hâlâ evliymiş…    YOLANTHE: Hayır, ayrılmışlardı. Emin ol ben öyle bir kadın değilim!   Peki evlenme teklifi nasıl geldi?   YOLANTHE: Ailelerimizle birlikte Dubai’ye gidecektik. Wesley özel bir jet kiraladı. Uçak havalandıktan sonra hosteslerin anons mikrofununu eline aldı. Önce beni yanına çağırdı. Çok şamatacıdırr. Bana şarkı söyletecek sandım. Ama o dizlerinin üzerine çöküp konuşma yapmaya başladı: “Babanı yeni kaybettin. Ona yakın olmanı istediğim için şu an gökyüzündeyiz. Ailenin önünde ve babanın huzurunda göklerde sana evlenme teklif ediyorum” dedi. İnanılmaz bir andı. (Bunları tercüme ederken çevirmen de duygusallaşıp ağlamaya başlıyor). WESLEY: Tahmin et bakalım, tam o sırada uçak nereden geçiyormuş!   Yok artık Türkiye demeyeceksiniz herhalde!   Bu teklif sırasında tam da Türkiye üzerinde uçtuğunuzu duydumuyordunuz?   YOLANTHE: Bingo! Pilotumuz bize Wesley’nin evlenme teklif ettiği saati, koordinatları, hava şartlarını gösteren özel bir belge hazırladı. Türkiye’ye geldikten sonra farkettiktik evlenme teklif edildiğinde gerçekten tam İstanbul’un üzerindeydik. Demek ki tanrı her şeyi önceden planlamış.   BEŞ ÇOCUK İSTİYORUZ   Çocuk istiyor musunuz?    WESLEY: Evet. Çocuklarla birlikte kuvvetli bir takım oluşturmak istiyorum.    Ne yani 11 tane mi!   YOLANTHE: Yok canım beş tane yeter. Bakalım, inşallah... (Bunu Türkçe söylüyor). WESLEY: Bence bir rakamla sınırlandırmayalım. Mümkün olabilecek en çok sayıda olsun... Yolanthe de benim gibi kalabalık bir aileden geliyor. O da benim gibi çocukları seviyor.    Kız mı, erkek mi?   WESLEY: Farketmez, her şeyden önce sağlıklı olmaları önemli.   Sizin ilk evliliğinizden de bir çocuğunuz var... Görüşebiliyor musunuz?   WESLEY: Her ayın bir haftası buraya geliyor ve bizimle kalıyor. Üç hafta da Hollanda’da annesiyle kalıyor. YOLANTHE: İlk tanıdığımda oğlu 2 yaşındaydı. Daha konuşamıyordu bile. O yüzden benim bebeğim gibi. Şimdi 7 yaşına geldi.   İlk kez ‘Lipton Ice Tea’ için bir projede birlikte olmayı kabul ettiniz. Neydi sizi ikna eden?   YOLANTHE: Bugüne kadar birçok markadan bir sürü birçok teklif aldık. Ama kariyerlerimizi hep ayrı tutmaya çalıştık. Yalnız Lipton Ice Tea ikimizin de içtiği bir içecek.    Size reklamlarda da ‘yenge’ diyorlar. Türkiye’nin yengesi olmaktan memnun musunuz?   YOLANTHE: Sana ‘yenge’ hikayemizi anlatmak isterim. Twitter’da çok aktifim. Bir akşam baktım bir sürü insan bana “Yenge” diye tweet atıyor. Hiç bir anlam veremedim. Akşam Wesley’e sordum. O da kelimenin anlamını bilmiyordu. İnternete girip baktık. Türkçede abinin eşine ‘yenge’ dendiğini öğrendik. Çok hoşumuza gitti. Güzel benzetme. Şimdi benim de bir sürü kardeşim olmuş oldu. Artık Twitter’da biri bana olumsuz bir şey yazarsa 30 bine yakın kardeşim hemen Twitter’da yengelerini koruyor. Bu da çok hoşuma gidiyor.   YOLANTHE CABAU: Kocam Kıvanç’tan daha yakışıklı   Türk halkı sizi çok sevdi. Bu sıcakkanlılığınız İspanyol genlerinizden mi geliyor?   - Evet, İspanyollar kapıları herkese açık, dost canlısı ve misafirperver insanlar.    Sizin de kalabalık bir aileniz varmış. Kaç kardeşsiniz?   - Babamın annemle evliliğinden yedi kardeşim var. İkinci evliliğinden de dört kardeşim... Toplamda sekiz kız, dört erkek kardeşiz yani! Fırsat oldukça görüşüyoruz. Zaten üvey kardeşim de bugün yanımda. İki ay bizimle Türkiye’de kalacak.   Babanızın maşallahı varmış…   - Evet, evet. Tavşan gibiydi!   Ne iş yapıyordu?   - Restoran, bar ve otellerinde işletmecilik yapıyordu. Beş yıl önce kaybettik.    Anne-babanızın ayrılığı sizi nasıl etkiledi?   - İbiza’daki son bir-iki senemiz çok zor geçti. Annemle babamın anlaşmazlığı yüzünden zorluklar yaşıyorduk. Annem ayrılığın ardından önemli bir karar aldı. Yedi kardeşimle beni de alarak vatandaşı olduğu Hollanda’nın yolunu tuttu.    Sekiz çocukla tek başına...   - Annem melek kadar iyi ama bir o kadar da güçlü bir kadındı. Dedemizin yanına yerleştik. Kardeşlerimle küçücük bir odanın içinde yaşıyorduk. Gerçekten zor zamanlardı. Kardeşlerimle bir yandan dil öğrenmeye, bir yandan yeni arkadaşlıklar kurmaya çalışıyorduk.   KARİYERİM WESLEY’DEN SONRA GELİR   Peki oyunculuğunuzu nasıl keşfettiler?   - Katolik olduğum için çocuk yaşlarımdan beri kiliselere gidiyorduk.    Kilisede mi keşfedildiniz yani?   - Hayır. Sabret anlatacağım… Yılbaşında kilisede İsa’nın doğumu canlandırılırdı. En büyük hayalim bir gün orada ‘Maria’ rolünü canlandırmaktı. Sonuçta başaramadım. Ama annem ilgimi farketti. Beni çeşitli oyunculuk ajanslarına yazdırdı. İlk reklam filmim Hollanda’da yayınlandı. Ortaokulu bitirdikten sonra da oyunculuk kurslarına başladım. Sonra da okulu bırakıp bu yönde devam ettim.   Ülkenizde tanınmış bir oyuncuyken her şeyi bırakıp buraya geldiniz. Bu aşk her şeye değer mi?   - Kariyerim her zaman Wesley’den sonra gelir. Onunla evlendiğimde zaten çok büyük bir futbolcu olduğunu ve dünyayı gezeceğimi biliyordum. O benden bunu istemedi, kariyerime saygısı var ama ben onu her şeyden ön planda tutuyorum.   Türkiye’yle ilgili planlarınız neler?   - Türkçe öğreniyorum. Hele dilinizi tamamen bir çözeyim bak.... Beni Türk ekranlarında görebilirsiniz. Modellikse sadece özel projelerde olabilir. Bir de mayıs ayında yeni takı koleksiyonumu bir gece kulübünde partiyle tanıtacağım.   Türkiye’de izlediğiniz diziler ve beğendiğiniz oyuncular var mı?   - Çok hareketli bir zamandayız. Bu yüzden çok fırsatım olamadı. Sarışın, yakışıklı bir oyuncudan bahsediyorlar. Hatta Wesley’nin arkadaşları “eşin onunla oynamasın” diyor. (Cep telefonumdan Kıvanç Tatlıtuğ’un resmini gösteriyorum).   Bahsettiğiniz kişi bu mu?   - Evet. Bu Kuzey! (Dizideki ismiyle hitap ediyor). Çok güzel. Onunla bir projede oynamak isterim. Yakışıklı ve hoş. Yalnız en yakışıklı benim kocam.   WESLEY BANA PLAYBACK ŞOVLAR YAPIYOR   Wesley Sneijder romantik bir adam mıdır?   - Evet, hem de çoook.   En romantik hareketi neydi?   - Birinci yıldönümümüzde eve girdiğimde tavan balonlardan görünmüyordu. Bir tane de çok büyük bir kalp almıştı. İçine ‘W ve Y’ yazdırmıştı. Bunlar Flemenkçe’de ‘biz’ anlamına geliyor. Evde banyoya kadar bütün yollara güller sermişti. Yerlerde küçük küçük mumlar vardı. Çok özeldi.   Başbaşayken neler yapıyorsunuz?   - Normal bir hayatımız var. Altımıza eşofmanlarımızı çekeriz. Ben her akşam yemek yaparım, Wesley bana yardım eder. Söylememe kızacak ama evde bana playback şovlar yapar. Film izleyip müzik dinlemeyi seviyoruz.   HİKAYEMİZ BECKHAM ÇİFTİNDEN FARKLI   Futbolla aranız nasıl? Anlar mısınız?   - 16 yaşımda iki sene futbol oynamıştım. Wesley sayesinde işin tekniğini de öğrendim. Çünkü izlerken bana detaylı detaylı anlatıyor.   Sıkılmıyor musunuz?   - Hayır futbolu seviyorum. Yalnız bazen ona erkek arkadaşı olmadığımı hatırlatıyorum.    Basın sizi Beckham çiftine benzetiyor. Bundan rahatsızlık duyuyor musunuz?   - Hayır. Zaten Beckham’larla Real Madrid’den arkadaşız. Ama bizim hikayelerimiz, hayatlarımız, kişiliklerimiz çok farklı.   WESLEY SNEIJDER: Türk seyircisini kendime çok yakın hissediyorum   Futbol kanınıza nasıl girdi?   - Ben aslında bir futbol ailesinde doğup büyüdüm. Üç erkek kardeşiz. Büyük abim Ajax Academy’deyken futbol benim de hayalimdi. Ben hayalimin peşine takıldım. Ardımdan küçük kardeşim de geldi. Anlayacağın futbolla yatıp kalkıyorduk. Tüm arkadaşlarımız da futbolcu oldu. Haftada en az dört kez antremandaydık. Evde de sürekli futbol izliyorduk.   Anneniz için zor olmalı...   - Evet. Onun için zor zamanlardı. Üç erkek çocuk ve hep futbol...   Hollanda, İspanya , İtalya, Türkiye liglerini kıyaslasanız...   - Hepsi birbirinden çok farklı. Hepsinin birbirinden farklı güçlü yanları var .    Peki Türkiye’den ne umdunuz, ne buldunuz?   - Türkiye’ye gelmeden önce, sadece üç-dört büyük takım var sanıyordum.    Geldiğimde gördüm ki çok daha fazla potansiyeli yüksek, kaliteli takımlar var. Ligdeki diğer takımları takip etmekten çok keyif alıyorum.    Türk seyircisi için fanatik denir. Siz nasıl buldunuz?    - İnanılmaz bir seyirci var . Heyecanlı, tutkulu... Sevdiği şeyi sonuna kadar savunuyor. Kendime çok yakın hissediyorum.   “Evde birbirimize ‘tatlım, balım’ diye hitap ediyoruz”   EN ÇOK YENGEN TOSTU SEVİYORUM   * Yolanthe: “İstanbul’un hızlı temposu da hoşumuza gidiyor ama Türkiye’deki favori yerimiz Bodrum. Türk yemeklerini çok sevdik. Döner kebap favorimiz. Hollanda’da yediğimiz bir sos var. Dönere onu koyduğumuzda harika oluyor.”    * Wesley: “İstanbul harika bir şehir ancak en sevdiğim lokasyon evim, evim, evim... Evim panoromik bir görüntüye sahip, bir taraftan Boğaz havası geliyor, diğer taraftan da tarihi doku görünüyor. Yemeklere gelirsek... Tabii ki öncelikle yengen tost!  Kelebek/Hakan Gence
Yorumlar | 0
üye profil