Bu Düello Yaza Damgasını Vurdu

Bu Düello Yaza Damgasını Vurdu

Şu sıralar Show TV’de yayınlanan Şeflerin Düellosu yaz ekranının ilginç, sürpriz işlerinden biri oldu. Dünün acar muhabiri, bugünün genç sunucusu Şeflerin Düellosu macerasını ve televizyon dünyasını anlattı:

Şu sıralar Show TV’de yayınlanan Şeflerin Düellosu yaz ekranının ilginç, sürpriz işlerinden biri oldu.   Dünün acar muhabiri, bugünün genç sunucusu Şeflerin Düellosu macerasını ve televizyon dünyasını anlattı:   Şu anda Show TV’de Şeflerin Düellosu’nu sunuyorsun. Ama senin daha önceden bir TV geçmişinin olduğunu biliyoruz. Bize TV kariyerini kısaca özetler misin?   Atılgan Poyrazoğlu:  TV işine 1997 yılında başladım. 12 yıldır bu mslekteyim. İlginçtir, bir konuda uzmanlığım olmadı benim. Belki de çok konuda uzmanlığım var ben farkında değilim.   Mesleğe 1997 yılında o zamanın modası Televole ile başladım. Aslında iktisat mezunu bir adamım. Çok büyük tesadüfler sonucunda televizyon işine girdim. Spora özellikle de futbola çok meraklıydım. Hep bir spor servisinde çalışmayı hayal ederdim. Ama Televole kültürüne çok uzaktım; hatta alakam yoktu.   Haber ile ilgili metin girin!. Beni bir tanıdığım Kanal D’nin spor müdürü İlker Yasin’in ekibinde stajyer olarak çalışmam için gönderdi. Kanal D’de spor servisinden içeri girdiğim gün “Televole” diye bir şeyin olduğunu öğrendim.   Televole tarzı programlar çok iyi reyting aldığı için bu programlarda çalışanlar iyi para kazanırlardı. 22 yaşındaydım, orada sivrilip iyi para kazanabileceğimi gördüm ve kendimi bir anda magazinci olarak buldum. Böylece 2-3 yıl magazin işinde çalıştım.Acun Ilıcalı ve diğer sanat camiyasının ünlüleriyle tanışıklığım orada oldu.   Haber ile ilgili metin girin!.   Kanal D’nin koridorlarında dolaşırken beni Tuncay Özkan keşfetti. Tuncay Özkan bana“ senin fiziğin, duruşun magazinci gibi değil. Senden iyi haberci olur. Gel ben seni haberci yapayım” dedi. Bu sefer haber merkezine yine muhabir olarak transfer oldum. Magazin muhabirliğinden haber muhabirliğine kendimce terfi etmiş oldum.   Sonra Tuncay Özkan, Defne Samyeli ile hep birlikte Show TV’ye geldik. Show TV’de haber muhabirliğine devam ettim. Mesleki şansım oldukça yüksektir benim. Bazı gazetecilerin ayağına gelir ya haber. Bir gün serviste oturuyoruz. Ben Show Haber’in magazin muhabirliğini yapıyordum. O gün haber merkezindeki tüm muhabir arkadaşlar haber için dışarı çıkmışlardı. Bir tek ben kalmıştım serviste. Levent’te HSBC binasındaki patlama olayı yaşandığında o anda muhabir sıfatıyla sadece ben olduğum için olay yerinden Türkiye’ye dakikalarca canlı yayın yapmıştım.   O olaydan sonra Tuncay Özkan ve Alican Değer,beni daha çok haber muhabiri olarak düşünmeye başladılar. O sırada magazindeyken tanıştığım Acun lıcalı ile Show TV’de aynı çatı altında çalışmaya başlamıştık. Acun Ilıcalı ile aramızda ağabey-kardeş-arkadaş ilişkimiz hep ilerledi. Sonra kendisi işlerinde başarılı olup bir marka haline gelmeye başlayınca “ben artık dışarıdan TV kanallarına program yapacağım” dedi. Ona özenip yanına gittim.   Haber ile ilgili metin girin!.   Orası benim için biraz okul gibi oldu. Acun Medya o zaman 10-15 kişiydi. İlk Fear Factor, ilk Survivor’ı , Kanal D’ye Yoksa Rüya mı’yı orada yaptık. Bu programları yaparken Acun Ilıcalı’dan çok şey öğrendim. Yoksa Rüya mı’yı yaparken eşimle de orada tanıştık. O programdaki mimarlardan biri şimdi benim eşim. Acun IIıcalı’nın benim hayatıma etkisi büyüktür.   Sonra önümde iki seçeneğim olduğunu fark ettim. Ya Acun Medya’da çalışmaya devam edecektim ya da bu sektörde kendi başıma neler yapabileceğimi görmek için Acun Medya’dan ayrılacaktım. Acun Ilıcalı “sen artık piştin, oldun” dedi, yol verdi bir anlamda şans verdi bana. TMSF’nin kontrolündeki Cine5, Kral TV’de magazin ve program müdürlüğü yaptım. Sonrasında Doğuş Grubu, Kral TV’yi satın alınca program müdürlüğüne o çatı altında devam ettim.   Haber ile ilgili metin girin!. Aradan zaman geçti ve birileri bana ekran önüne çıkma vaktimin geldiğini söylediler. O birilerini dinledim ATV’de A Haber’de spor haberlerini sunmaya başladım. Sonra hayatımda önemli rolü olan Acun lıcalı “sen başka programlar da sunabilirsin. Tekrar Show TV’ye dön bizim yanımıza gel” dedi bana.  Haluk Şirin’le buluşturdu beni ki ben de kendisini önceden tanıyordum. Derken kendimi “Şeflerin Düellosu”nda buldum. Bu arada Caner Erdem’ e teşekkür ediyorum. Caner Erdem’in beni yüreklendirmesi olmasaydı o cesareti kendimde bulamazdım. Şeflerin Düellosu bir yemek yarışması. “Nereden çıktı şimdi bu yemek işi” diye düşündüğün oldu mu?   A.POYRAZOĞLU: Benim için yarışmanın yemek, eğlence, magazin, tıp v.s. konusunda olması önemli değil. Çünkü ben orada sunucuyum. Tamam, belli bir fikir veya bilgim olması gerekir. Ama ben zaten jüri üyelerinden de yararlanıp kendimi biraz daha geliştirdim. Onlara “ben ekranda özgür olabilecek miyim, espri yapabilecek miyim ?”diye sordum. Bana “biz zaten seni bu özelliklerinden dolayı istiyoruz” dediler. Ayrıca yarışmada yemek konusunda top, daha çok jüride.   Ses tonu olarak Acun Ilıcalı’ya da benziyor sesin. Bunu hiç söyleyen oldu mu?   A.POYRAZOĞLU: Ses tonumuzun benzediğine dair hiç tepki almadım. Belki üslubumuz benziyor olabilir. O da normal. Çünkü senelerdir devam eden ağabey-kardeş-arkadaşlık ilişkisi olduğu için birbirimizden etkilenmiş olabiliriz.   TV işinde örnek aldığın bir kimse var mı?   A.POYRAZOĞLU: TV’de Ekrana çıkıyorsanız hatta ekrana çıkmayıp kamera arkasında bir iş yapıyorsanız, mesela, bir programı yönetiyorsanız, görsel yönetmeniyseniz, castını siz seçiyorsanız, yani her hangi bir aşamasındaysanız bence birini takip etmek onu örnek almak son derece yanlış.   Haber ile ilgili metin girin!.     Her yiğidin ayrı bir yoğurt yiyişinin olması lazım. Bu ekran önü için de kamera arkası için de geçerli. O zaman kimin iyi kameraman, yönetmen, program müdürü, programcı, sunucu olduğu ortaya çıkar. Bununla birlikte tabii ki ders alınacak durumlar da var.   Mesela, Türkiye’de Acun Ilıcalı gerçeği var. Onunla bir samimiyetim varsa neden onun tecrübelerinden yararlanmayayım? Acun Ilıcalı’nın bugün yanına koyabileceğiniz ikinci bir isim yok. Hatta bu konuda büyük sıkıntı var Türkiye’de. Onun yanına ikinci, üçüncü ismi üretemiyoruz. İster istemez taklide kaçmadan birçok şeyden etkileniyorum. Ona soruyorum zaten. Hemen hemen iki gecede bir mesaj atarım kendisine, nasıl gidiyorum diye.Acun Ilıcalı, Şeflerin Düellosu ile ilgili sana tavsiyelerde bulundu mu?   A.POYRAZOĞLU: Bulundu tabii. Bazen gaza gelip çok hızlı konuştuğum için bazı kelimeleri tekrar kullandığımı, kelime çeşitliliğini artırmam gerektiğini söyledi. Başka önerileri de oldu ama onlar bana kalsın(Gülüyor).     Şadan KABA / MEDYABEY- ÖZEL   Fotoğraflar: Fatih Erol  
Görüntülenme : 2000 Güncelleme Tarihi: 17/07/2012 01:29:37
Yayınlanma Tarihi: 16/07/2012 13:47:01

Haber Yorumları (0)

500

    Acunn.com'u Facebook'ta takip et.

    Acunn.com'un eğlenceli dünyasını yakından takip etmek için Facebook sayfamızı beğenin