Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kenan Kıbıcı aşırı sıcaklara karşı uyardı

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kenan Kıbıcı, aşırı sıcaklara karşı uyarıda bulunarak "Korunması gereken grup, 5 yaş altındaki çocuklar ve 65 yaşın üzerindeki erişkinler. Bunun dışında tansiyon, şeker, böbrek ve kanser hastalarının 10.00 ve 16.00 saatleri arasında sıcağa maruz kalmaması gerekiyor" açıklamasını yaptı.

Yayınlanma Tarihi: 29.06.2020 11:30
Değiştirme Tarihi: 29.06.2020 11:30
Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kenan Kıbıcı aşırı sıcaklara karşı uyardı

Bu hafta havaların aşırı sıcak olması bekleniyor. Afrika üzerinden gelecek sıcak havanın bunaltıcı etkisi olacağı söyleniyor. Uzmanlarda aşırı sıcaklara karşı uyarılarda bulunuyor. Altınbaş Üniversite Hastanesi Medical Park Bahçelievler Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kenan Kıbıcı "Özellikle hastaların tansiyonlarında dengesizlikler meydana geliyor. Ortamdaki sıcaklık artıyor, nem fazlalaşıyor.  Nemin fazla olması da terlemeyi engelliyor, bu nedenle de kan basıncında artışlar meydana geliyor. Biz yaz aylarında beyin kanamalarını daha fazla görüyoruz" diye konuştu.

Kıbıcı'nın açıklamaları şu şekilde;

-Beyin kanaması ani ölümcül bir durumdur. Sıcak çarpmasında ise tedavi kısa sürede ve uygun şekilde yapılırsa kişi ölümcül durumdan kurtarılabiliyor. Beyin kanaması olduğunda damar yırtılıyor ve beyin içerisinde kan birikiyor. Kafa içerisinde bir basınç oluşuyor ve bu basınç artıyor. Kişinin o güne kadar yaşamadığı şiddetli bir baş ağrısı ve sonrasında bulantı, kusma, şuur kaybıyla kendini gösteren bir tablo ortaya çıkıyor. Beyin kanamasını sıcak çarpmasıyla asla karıştırmamak gerekiyor çünkü beyin kanamasında hastanın hemen acil olarak hastaneye götürülmesi gerekiyor

-Sıcak bitkinliği tablosu genelde halsizlik, bitkinlik, konsantrasyon bozukluğuyla kendisini gösterir. Daha ileri seviyede ise kişi çok yoğun bir biçimde sıcağa maruz kalmışsa yani saat 10.00 ile 16.00 arasında çok uzun süre güneş altında kalmışsa vücut üzerindeki deride bozulma meydana gelir. Bunun sonucunda da deride aşırı sıcaklık artışı nedeniyle kızarıklıklar meydana gelir. Daha da ileri safhaya giderse beyindeki sıcaklık merkezini etkiliyor. Normalde 36-36,5 derece olan vücut sıcaklığımız 40-41 derecelerin üzerine çıkıyor. Bu durum vücudumuzdaki tuz, sodyum gibi birtakım elektrolitlerin kaybına neden oluyor. Bu da beyinde ve böbreklerde ciddi hasarlara neden oluyor. Sıcak çarpması oluştuğunda kişide önce halsizlik, bitkinlik, yorgunluk fakat daha sonrasında şiddetli baş ağrısı olabiliyor. Bu hastalıkta da bulantı ve kusma meydana geliyor ama beyin kanamasındaki gibi şiddetli ve şuuru kaybettirecek türde olmuyor.

-Bu amaçla vücudun özellikle koltuk altları ve kasık bölgesine soğuk uygulamalar yapmamız gerekiyor. En basit yapabileceğimiz tedbir, musluk suyuyla ıslatılmış bir çarşafı kişiye sarmaktır. Bunun dışında kişinin şuuru açıksa ağzından sıvı verebiliriz. Eğer şuur bulanıklığı varsa asla ağızdan bir şey vermememiz gerekir. Çünkü verdiğimiz sıvı akciğerlerine kaçabilir ve ölümcül sonuçlara yol açabilir. Aşırı sıcağa maruz kalmak beyin içerisindeki damarlarda sızıntılara neden olabilir. Kişide tansiyon, şeker ve böbrek hastalığı ya da ileri düzeyde yaşlı hastalarda beyinde daha önceden oluşmuş baloncuklar olabilir. Sıcak çarpması beyinde oluşmuş baloncukların kanamasına da neden olabilir. Zemininde mutlaka beyin damarlarında bir hasar vardır ya da hastada bir tansiyon şeker hastalığı vardır. Bunlar da o damar baloncuğunun yırtılmasına ya da o damarlardan dışarıya kan sızmasına neden olabilir.

-Asıl korunması gerekenler 5 yaşın altındaki çocuklar ve 65 yaşın üzerindeki erişkinlerdir. Bunun dışında tansiyon, şeker, böbrek ve kanser hastalarının saat 10.00 ve 16.00 arasında aşırı sıcağa maruz kalmaması gerekiyor. Sıcağın altında direkt bulunmamak en önemli konu. Şapka kullanmak, gözlük takmak, şemsiye altında oturmak ve günde 2,5-3 litre sıvı almak, aşırı ağır yiyeceklerden kaçınmak, alkol tüketmemek, gazlı içecekler tüketmemek de sıcak çarpmasını önleyen en önemli etkenler. Hasta tedavi olduktan sonra yine yaklaşık 1 ay izlemek lazım. Bu hastayı zaman zaman poliklinik kontrollerine çağırmak gerekiyor. Bu hastaların vücudunda elektrolitlere karşı bozukluk, daha sonra böbreklerde ya da beyindeki damarlarda bir harabiyet oluşur. Buna bağlı sorunlar gelişebilir