Canlı
TV8'de şu an

Bu yarışmacının performansını beğendiniz mi?
'Bana Bu İşi Polis Dışında Bir Tek Kişi Yaptırabilirdi...'

'Bana Bu İşi Polis Dışında Bir Tek Kişi Yaptırabilirdi...'

En pozitif jüri üyesi… 30’luk cazibe… Esprili ve zarif… Women’s Health dergisi, Özge Ulusoy’u daha yakından tanımak istedi, ünlü modelden hakkında merak edilenleri öğrendi.

05.02.2013 09:52

En pozitif jüri üyesi… 30’luk cazibe… Esprili  ve zarif… Women’s Health dergisi, Özge Ulusoy’u daha yakından tanımak istedi, ünlü modelden hakkında merak edilenleri öğrendi.Geçtiğimiz ekim ayında 30 yaşına basan Özge Ulusoy’un, ne 30 yaşına basmış olmak ne de yaş almakla bir alıp veremediği var. “Eski fotoğraflarıma baktığımda yaş almanın bana yaradığını görüyorum, etraftan gelen tepkiler de bu yönde. O yüzden yaş almaktan korkmuyorum” diyor ve ekliyor: “İnsan kendisini yaşla daha iyi tanıyor, kendisiyle ilgili daha doğru kararlar verebilmeye başlıyor.”    İşini çok sevdiği her hâlinden belli olsa da üzerinde ara sıra güzel olmak, güzel görünmekle ilgili bir baskı hissedip hissetmediğini merak ediyorum; ne de olsa hem modellik kariyeri, hem de “Bugün Ne Giysem”deki jüri üyeliğiyle belirli bir misyon üstlendi. Hiç düşünmeden “Hissetmiyorum” diye yanıtlıyor. “Survivor bu konuda benim en büyük şansım oldu. Öncesinde sokağa çıkmadan önce mutlaka makyaj yapmak, bakımlı görünmek gibi kaygılarım vardı ama ben orada insanlarla en yalın, en bakımsız hâlimle yüzleştim. Şimdi de kılığıma kıyafetime özen gösteriyorum tabii ki ama makyajdan uzaklaştım. Zaten ekran önünde ve podyumdayken çok yoğun makyaja maruz kalıyorum, o yüzden özel hayatımda mümkün olduğunca doğal makyaj yapmaya, doğal görünmeye çalışıyorum.”ÇANTAMDA ÇİĞ BADEM TAŞIRIM     Özge’nin modelliğe başlamadan önce başarılı bir balerin olduğunu bilmeyen yoktur herhalde. Dizindeki sakatlığın ardından baleye veda etmek durumunda kalan ünlü model, “Bale izlediğim zamanlarda o günleri hatırlayıp özlediğim oluyor ama şu anki mesleğimden çok mutluyum. Bale çok disiplinli yaşamayı gerektiriyor. Modellik de öyle. Ben bu disipline antrenmanlı olduğum için problem yaşamadım.Doğru beslenmek, belirli bir saatte belirli bir yerde olmak gibi şeyleri gerektiriyor. Bu disiplin insanın özel hayatına da yansıyor, ki bunun güzel bir şey olduğunu düşünüyorum. Ben tempolu çalışmayı seviyorum” diyor.Özge modellik yaparken gerçekten de çok yoğun çalışıyor. Çok fazla seyahat ediyor ve bundan çok keyif aldığını söylüyor. Bunların dışında, güzellik ve bakım gibi konularla da ilgileniyor: “Yaptığım iş tüm bunların içinde olmayı gerektirdiği için kendimi çok da çalışıyormuş gibi hissetmiyorum açıkçası. Modayla, bakımla, sağlıklı yaşamakla ilgili birçok şey öğreniyorum.”Sahip olduğu genetik mirası göz ardı etmek mümkün değil elbette… Ama o da bu mirası sürdürebilmek için belirli konulara özen gösteriyormuş. Doğru beslenmeyi öğrenmek ve bunu hayatına uygulamak onun için hayati önem taşıyor: “Bir yılı aşkın süredir diyetisyen Yelda Kahvecioğlu’yla çalışıyoruz. Hiçbir zaman çok zayıf olmak için diyetisyene gitmedim. Diyetisyene gitme sebebim, sağlıklı beslenmeyi öğrenmek. Yoğun çalışma temposunda sürekli eksik ya da sağlıksız besleniyordum, bu da bedenime yansıyordu.Dönem dönem cildim ya da saçlarımın sağlıksızlaştığını fark eder olmuştum. Protein ağırlıklı beslenmeye başladım. Ana öğünlerde yemeği abartmamak için ara öğünlerime çok özen gösteriyorum. Çantamda sürekli çiğ badem taşırım mesela. Yiyecek bir şey bulamadığım zamanlarda hemen badem atıştırırım. Eskiden sınırsız bir şekilde meyve yiyebileceğimi sanırdım, ancak diyetisyenim sayesinde meyvenin içindeki şekerin de zamanla yağa dönüşebileceğini öğrendim. O yüzden artık daha kontrollüyüm.”VÜCUDUMU DAHA İYİ DİNLEMEYİ ÖĞRENDİMHiçbir zaman çok zayıf olmak gibi bir kaygısı olmasa da, hayatının en zayıf olduğu dönemini yaşadığını söyleyen Özge, haftada üç gün spor yapmaya çalışıyormuş. Ama bu yoğunlukta bazen hiç yapamadığını söylüyor. Birkaç ay sonra işleri biraz daha düzene girip tarihleri belli olduğunda kick-box’a başlamak niyetinde. Şu ara daha çok kardiyo ve pilates yapıyormuş. “Vücudumu daha iyi dinlemeyi öğrendim. Artık hangi durumda nasıl tepki vereceğini biliyorum. Günde 2,5 litre su içmeye dikkat ediyorum” diyor. Eğer birkaç gün bu düzeni aksatırsa vücudu su toplamaya başlıyormuş.Akşam 19.00’dan sonra bir şey yememeye dikkat eden Özge, bunun baleden gelen bir alışkanlık olduğunu söylüyor. Yemek yemeyi sevdiğini inkâr etmese de “Ama maalesef yiyip yiyip kilo almayan insanlardan değilim. Eğer yersem alırım” diyor. Düzenli beslenmek, sağlıklı yaşamak ve iyi uyku uyumak dışında yaptığı çok da fazla bir şey yokmuş aslında: “Eğer gerçekten sağlıklı besleniyorsanız vücudunuz da fit oluyor.”Ödem atmak için uyguladığı birkaç tarifi olduğunu söylüyor, bu konuda bilinçli. Vücudunun su topladığını hissettiği zamanlarda bol bol yeşil çay içiyor. Aktardan aldığı bitkilerle hazırladığı bitkisel bir karışımı da olduğunu, ancak bu tarifi diyetisyeninin onun ihtiyaçlarına göre hazırladığını söylüyor: “Her bedenin ihtiyacı farklı. O yüzden kendi tarifimi burada paylaşıp kimseyi yanlış yönlendirmek istemem.”HERKESE BÖYLE BİR İLİŞKİ NASİP OLSUNMesleki başarılarının yanı sıra aşk hayatındaki gelişmelere de dönem dönem tanıklık ettiğimiz Özge, ilişkisi hakkında konuşmayı reddediyor: “Her şey fazlasıyla yolunda gidiyor ama bu benim özelim olduğu için Hacı’yla (Sabancı) ilgili konuşmayı sevmiyorum. Zaten sürekli bir yerlere girip çıkarken görüntüleniyoruz. Bunların üzerine bir de ben aşk hayatımla ilgili demeç vermek istemiyorum. Herkese böyle bir ilişki nasip olsun demekten başka söyleyeceğim hiçbir şey yok.”İlerleyen günler Özge ve Hacı ilişkisi için neler getirir bilinmez ama Özge yakın zamanda evlilik gibi bir düşüncesi olmadığını söylüyor: “Asla evlenmem diyen biri değilim. Annem ve babamın hâlâ devam eden çok güzel bir evlilikleri var. Önümdeki örneğin güzel olması da evlilik fikrine sıcak bakmamı sağlıyor. Ama yine de henüz evlilik fikrini kendi içimde tam olarak oturtamadım. Bunun yaşla gelen bir şey olduğunu düşünüyorum. Ben şu sıra kariyerime fazlasıyla odaklandığım için evlilik bir süre daha bekleyecek.”BENİ ASLA ŞALVAR PANTOLONLA GÖREMEZSİNİZÖzge Ulusoy’u yakalamışken, ekranda fırtınalar koparan “Bugün Ne Giysem” hakkında konuşmadan ayrılmak olmaz. Jürinin naif kızı olarak anılan Özge, jürinin rol yapmakla eleştirilmesine karşı çıkıyor: “İnsanlar bütün jüri üyelerine bir rol yüklüyor ama aslında böyle bir şey yok. Herkes içinden geldiği gibi davranıyor. Ben projeye ilk katıldığımda Uğurlu Oda’da görev alıyordum. Orada yarışmacılarla farklı bir bağ kurdum. O yüzden Uğurlu Oda’dan çıkıp jüri koltuğunda onları eleştirmek benim için zor oldu. Yani özellikle naif görünmek gibi bir çabam yok. Herkes kendi mizacı neyse onu yansıtıyor. Bence programın sevilmesindeki en önemli sebeplerden birisi de bu. Yeni sezonda formata birtakım yenilikler eklemeyi planlıyoruz, heyecanı yükselteceğiz yani.”Peki, moda polisliği misyonunu iyiden iyiye üstlenen Özge, günlük hayatında neler giyiyor? “Kış aylarında deri pantolonlar giymeyi seviyorum. Boğazlı bir trikoyla kombinlendiğinde oldukça şık duruyor. Gündüzleriyse ayağımda mutlaka postallarım oluyor. Tayt ve skinny jean, üzerini de salaş kazak veya gömleklerle kombinliyorum” diyor. “Şu hayatta beni bir tek şalvar pantolonla göremezsiniz herhalde. Tabii bir de vatkalı giysilerle…”Yılbaşı gecesi ekranda söylediği şarkıyı hatırlatınca kahkahalarla gülüyor: “Bana bu işi polis dışında bir tek kişi yaptırabilirdi, o da Acun. Ben hayatımda evde şarkı söylemem! Boğazımda iki tane nodül var. İki hafta boyunca kendimi bu fikre hazırladım, ardından basın danışmanımla şarkımı seçtik. Acun benim için çok değerli biri. Sonradan izleyince ben de iyi ki yapmışım dedim.”Özge’nin “en son”larıOkuduğu kitap: Şu an Ahmet Ümit’in “Bab-ı Esrar”ını okuyorum. Çok uzun süredir sadece Ahmet Ümit okuyorum. Bu da sonuncusu. Bitince ne yapacağımı bilmiyorum. Umarım yakında yeni bir şeyler yazar.İzlediği film: “Silver Linings Playbook”u izledim. Ruh sağlığı bozuk iki insanı anlattığı için başta biraz tereddüt ettim. Ancak konusu çok pozitif işlenmiş. Çok beğendim.Gittiği yer: En son bayramda Paris’e gittim.Aldığı hediye: Sedef Cengiz isimli çok sevdiğim takı tasarımcısı bir arkadaşım var. O bana safirlerden oluşan bir kolye hediye etti.Alışveriş: Kendime Balenciaga bir çanta aldım.Çok eğlendiği yer: En son Hakan Yıldırım’la yemeğe gittik. Orada çok eğlendik.Satın aldığı güzellik ürünü: Mac’in Marilyn Monroe serisinden bir allık aldım.Podyuma çıktığı defile: Champion firmasının Esma Sultan’daki defilesine çıktım.Keşfettiği tasarımcı: Begüm Akdoğan / BegartGİYİM ZEVKİ, TÜRK KADINININ GENİNDE VAR“Bugün Ne Giysem”in jüri koltuğunda yüzlerce kadına stil eleştirisinde bulunan Özge Ulusoy, Türk kadınının en büyük hatasının vücudunu tanımamak olduğunu söylüyor: “Benim bile giymediğim bazı şeyler var. Belli boydaki mini etekleri giymiyorum, çünkü bacaklarımın üzerini kalın gösteriyor. Omuzlarım geniş olduğu için vatkalı ya da çok fazla omuz detaylı şeyleri giymiyorum.”Özge, giyim zevkinin aslında Türk kadınının genlerinde olduğunu düşünüyor: “En basitinden folklor kıyafetlerimiz bile renkleri, işlemeleriyle bu zevki yansıtıyor. Her yörenin kendine has bir tarzı var. Gelgelelim günümüz şehir kadını modayı kendi yaşam temposuyla bir araya getirmeye çalışınca, hiç olmayacak şeyler çıkıyor ortaya. Türkiye’de hiç tayt giymemesi gereken insanlar var mesela. Ya da o meşhur tüylü botları…”Women’s Health

Yorumlar | 0
üye profil