Canlı
TV8'de şu an

Bu yarışmacının performansını beğendiniz mi?
''Aşıklar Yatağı'' Sivas'ta 400 Yıldır Yaşatılan Gelenek

''Aşıklar Yatağı'' Sivas'ta 400 Yıldır Yaşatılan Gelenek

Pir Sultan Abdal'dan Aşık Veysel'e, Kul Hüseyin'den Pir Ali'ye kadar yüzlerce ozanın yetiştiği, ''aşıklar yatağı'' olarak bilinen Sivas'ta, "aşık edebiyatı" çeşitli yönleriyle yaşatılıyor.

12.10.2013 12:56

Pir Sultan Abdal'dan Aşık Veysel'e, Kul Hüseyin'den Pir Ali'ye kadar yüzlerce ozanın yetiştiği, ''aşıklar yatağı'' olarak bilinen Sivas'ta, "aşık edebiyatı" çeşitli yönleriyle yaşatılıyor.Sivas Fasıl Heyeti Aşıklar ve Halkoyunları Derneği üyesi aşıklar, sazı ve sözüyle köy köy dolaşarak kendine rakip aramak yerine, yaz aylarında gerçekleştirilen çeşitli festival, düğün, tören, şenlik ve anmalarda aşıklık geleneğini sürdürmeye çalışıyor.Aşık Veysel'in bir sazı kendisinde bulunan, aynı zamanda bağlama imalatı da yapan aşık Şentürk İyidoğan, köy odalarında aşıklar, dedeler, köçekleri dinleyerek küçük yaşta bağlamayla tanıştığını belirtti.Küçük yaştan beri Aşık Veysel dinlediğini, şimdi de genellikle Aşık Veysel'in eserlerini seslendirdiğini ifade eden İyidoğan, şöyle devam etti:''Eski ozanlara baktığımızda onlar bir derya, biz de onların yanında bir damla olabilirsek bizim için ne mutlu. Aşıklık geleneği, eski oda kültürü olmamasına rağmen köylerimizde de devam ediyor. Günümüzde aşıklığın eskisi gibi olmamasının birinci nedeni, oda kültürünün yaşatılmamasıdır. Teknolojik gelişmeler sohbet ortamının oluşmasının önünde engel oluyor, gençlerimiz yetişme imkanı bulamıyor. Siz konuştukça, yaşadıklarınızı, yaşantınızı anlattıkça birileri öğreniyor, örnek alıyor. Dinleme kültürü kalmadığından yavaş yavaş kaybolmaya yüz tutmuş ama bir söz vardır, 'yer yarılır içinden adam çıkar'. Temennimiz de budur...''Sivas'ın en yaşlı aşığı8 çocuk, 54 torun sahibi, ''Aşık İsmeti'' mahlasıyla tanınan 80 yaşındaki Abdulkadir Namlı da ''Sivas'ın en yaşlı aşığı'' unvanıyla aşıklık geleneğini sürdürmeye çalışıyor.''İsteyerek aşık olunmuyor, aşıklık kişinin yakasına yapışıyor'' diyen Namlı, ''Çocuk doğduğunda ağlamayı ona kim öğretiyorsa, aşıklığı da o öğretiyor. İnsanın içine düşen kıvılcım yandıkça aşık söyler. 80 yaşındayım, içimdeki kıvılcım hala yanıyor'' şeklinde konuştu.Kendisini ''Şu ömrüm tükendi derdi çekerken, saçıma ak düştü sabrederken, ismim Çayboyu'nda Yavuz Altay iken, şimdi ise Erkani derler'' diye tanıtan Yavuz Altay da Aşık Gülşani'nin çırağı olduğunu, 30 yıldır aşıklık geleneğini yaşatmaya çalıştığını, kendisini hala çırak olarak gördüğünü kaydetti.''Usta görmeyen aşığı, aşık saymıyorum. Ustalık oturması, ayağa kalkması, sazı çalması, sözü söylemesi, gezmesiyle de ustalıktır'' diyen Altay, kendisinin de 2 çırak yetiştirdiğini sözlerine ekledi.Aşık Erkani ile aşık Erdem Can, güzellemelerle aşıklık geleneğine örnekler sundu, Anadolu Ajansı için de bir doğaçlama gerçekleştirdi. (AA)

Yorumlar | 0
üye profil