Tüm Türkiye’nin gündemini oluşturan tek şey şu anda şike davası... Her gün her saat haber bültenlerinde haberler yapılıyor, canlı bağlantılar kuruluyor. Bu öyle bir dava ki aslında hukukçuları, kardeşleri , birbirine düşüren gazeteciler arasında rekabeti üst seviyeye çıkaran bir dava. Bunun nasıl olduğunu anlattıklarımla daha iyi anlayacaksınız.
Yüzlerce gazeteci arkadaşımız sabahın erken saatlerinde davayı takip etmek için Silivri’nin yolunu tutuyorlar. Bu gazetecilerden bir tanesi de A Haber’de görev yapan sevgili dostum; Atılgan Poyrazoğlu.
Şimdi sizlere Silivri’de davayı takip eden gazeteci arkadaşım Atılgan Poyrazoğlu ile yaptığım telefon görüşmesini aktarmak istiyorum . Görevi gereği Aziz Yıldırım dahil olmak üzere tüm sanıklara 4 metre mesafede olduklarını söyledi öncelikle.
Yani sizin anlayacağınız Aziz Yıldırımla konuşma fırsatı bulan ender gazetecilerden kendisi. Başkanın davadaki fizik ve ruh halini sordum Poyrazoğlu’na.

“Aziz Yıldırım’ın her gün değişik bir takım elbiseyle geldiğini ilk gün sarı lacivert bir kravat taktığını söyledi” Davanın bir numaralı sanığı Olgun Peker olmasına rağmen her gün 1 numaralı koltuğa Aziz yıldırım oturuyormuş. İddianame okunurken, tüm sanıklar dinlerken, Yıldırım devamlı avukatları ile konuşurken notlar tutuyormuş. Davaya girerken elinde 3-4 tane klasörle geliyormuş ve klasörlerin rengi ise Sarı Lacivert. Atılgan’ın birde gözlemi var sanıklar arasında en dik duran isim yine Aziz Yıldırım.
Sanıklardan göze çarpan bir diğer isimde Bülent Uygun’muş. Çünkü kendisi tam 20 kilo vermiş, sanki Fenerbahçe’de forma giydiği yıllardaki asker Bülent olmuş. Yaptıkları sohbette ''dışarı çıktığımda size anlatacağım çok ilginç hikayeler var'' diyormuş.
Aslında bu davanın içerisinde gazeteci hikayeleri de var. Bu bilgileri aldığım arkadaşım Atılgan Poyrazoğlu’nun bir erkek kardeşi var. Kahraman Poyrazoğlu, o da Habertürk televizyonu adına davayı takip ediyor. Düşünsenize iki kardeş davayı takip ediyor ve kanallarına canlı yayınla bağlanıp haberleri geçiyorlar. Fakat iki kardeş birbirleriyle rekabet halindeler. Hayatları boyunca her şeyi paylaşan iki kardeş, gazetecilik uğruna birbirlerinden haber gizliyorlar. Bu da gazetecilik ruhunun bir cilvesi olsa gerek.
SPOR ÖDÜLLERİNDE İKİ TÜRK..
Yazımın son bölümünde de Sporun Oscarları olarak bilinen Laureus Spor Ödüllerine değinmeden geçemeyeceğim.

Türkiye adına ödül törenini Ntvspor takip ediyor. Bağış Erten ve Banu Yelkovan Londra’ya gitmişler. Güzel güzel Londra’yı gezmişler. Chelsea-Manchester United maçını izlemişler. Ödül töreninin yapılacağı salonda Ruud Gullit, Juan Cruyff, Marcel Desailly, dünyaya damgasını vurmuş atletlerle röportajlar yapmışlar. Buraya kadar her şey mükemmel ama tam o sırada aklıma düşen soru şu oldu. Londra'da görüntüler ve röportajlar arasında dünyadan bir sürü sporcu varken, bizim ülkemizden ne eski bir futbolcu ne eski bir atlet ne de eski bir sporcu vardı.
İşte dedim ülkemizdeki spor… Biz daha neyi konuşuyoruz….
07.05.2012
12.04.2012
13.03.2012
15.01.2012
31.10.2011
07.10.2011
24.09.2011Michelle Obama İle Zevklerimiz Aynı!
Alex’in Futbolculuğu Dışındaki En Önemli Özellikleri
Alman Usulü
Mustafa Topaloğlu
Uysal Atın Çiftesi Pek Olur
''DÜNYAM''
Maçın Kırılma Noktası
İLAHİ ADALET
Maçta Ölü Çıkmaması Mucize
İstanbul’da Corto Moltedo Fırtınası Esti

VİDEOLAR














