SOSYALLEŞME : Bir ferdin (duruma göre bir grubun) üyesi olduğu veya olacağı grup ya da toplumun kültür, değer ve normlarını öğrenerek o toplumun aktif bir üyesi haline gelmesidir. Başka bir tanıma göre toplum hayatına hazırlanma sürecidir. Bu arada değer ve norm kurallarına değinmekte fayda vardır. Sosyalleşme, insanı sosyal sistemin üyesi haline getiren süreçtir.
İşte bilim adamları sosyalleşmeyi böyle tanımlıyor. Sizce günümüzde yaşanan sosyalleşme de bilim adamlarının bize aktardığı gibi mi acaba… Bence artık hiç öyle değil çünkü sosyal medya denen o canavar var artık.

Google'sız Twitter’sız ve Facebook’suz yılların anne babaları, her şeye karışmamayı öğretti çocuklarına. Büyükler konuşurken susmayı. Efendi olmayı. Hanım kız olmayı. Söz dinlerdi de o zaman çocuklar. Kaş göz edildi mi susar, uyuması gerektiğinde uyurdu. Numaradan da olsa... Yaşı yolu yarılamış bir adam olarak sizlere 80'lerin ve 90'ların sosyalleşmesinden bahsedeyim.
Arkadaşlarla mahallede top oynamak, ip atlamak, yakar top oynamak bir arkadaşın evine kahvaltıya gitmekti sosyalleşmek.. Şimdi hangi aile çocuğunu sokakta oynamaya gönderebilir çünkü çocuklarımız bilgisayar başında oyun sitelerinde oynuyorlar oyunlarını.

Okul yıllarında sosyalleşmek: Okulun en güzel kızına platonik aşık olmaktı, Okul çaylarında dans etmekti sosyalleşmek .İlk çıktığın kızı öpmek için taklalar atmaktı sosyalleşmek .Şimdi ne yapıyoruz Facebook denen lanet şeyde 4689 tane arkadaş yapıp ilişki kurmak sosyalleşmek.
Gençlik yıllarında sosyelleşmek: Kentin en popüler discosuna girebilmek ,arkadaşlarla maç kuyruğunda bilet almak için beklemek ve harçlıklardan para ayırıp 1 kutu bira içip sohbet etmekti sosyalleşmek.
Şimdi ne yapıyoruz; haftanın her günü sabahlara kadar içmek ve geceyi hatırlamamak ,sohbet etmek yerine twitter denen canavardan ona buna sallamak sosyalleşmek.

Bunları sizlerle paylaştıktan sonra size bir kitap önermek isterim Yitik Ülke Yayınları'ndan '80'lerde Çocuk Olmak'. Bu kitapta birçok yazarın 80 yıllarına tanık olacaksınız. İşte size o kitaptan bazı alıntılar…
- Nihayetinde dünyanız, yaşadığınız yerden ibarettir çocukken. Sokakta sadece iki arabanın durduğunu hatırlarım ben. Bir tanesi sol çaprazımızda oturan ailenin mavi Playmuth'u, diğeri ise tam karşımızdaki iki katlı evin beyaz Anadol'u. Güray Süngü
- Babaannemin tespihinden söktüğümüz boncukla gol atmaya çalışıyorduk marangoza yaptırdığımız kalelere (...) Diz üzerinde hareket etmekten dizlerimiz yara içindeydi. Ve bizim zamanımızda dizdeki yaralar çocukluğun şanıydı. - Ferhat Uludere

- Siyah beyaz televizyon her gece İstiklal Marşı ile kapanırken ayağa kalkıp hazır ol vaziyetinde marş söylemeyen seksenler çocuğu yoktur. Siyah beyaz generaller ellerinde necefli maşrapa, Bay Yanlış'ı Doğru Ahmet'e dönüştürüyorlardı. Beyaz yakalı önlüklerimiz simsiyahtı. Onur Behramoğlu
- Bir ülke özgürlük, bağımsızlık, eşitlik kavgası verir, ben dedemin dizinin dibinde oturup Atlantis'ten Gelen Adam'ı izlerdim. Usul usul başımı okşardı. Dumanın ötesinde, o görüntülü camın içinde, denizden alık bakışları, sarı donu, yüzgeç gibi parmaklarıyla bir adam çıkardı. - Barış Behramoğlu

- Müzik dinleyebilmek için hem teypten teybe ara kablo ile hem de radyodan kayıt yapmayı bilmekti 80'lerde çocuk olmak. Bandı teybe sardırmadan kaydı tamamlayabilmekti. - Azim Raşit Ersoy
O yıllarda mı yaşamalıydık hala acaba ?
07.05.2012
12.04.2012
13.03.2012
16.02.2012
31.10.2011
07.10.2011
24.09.2011Michelle Obama İle Zevklerimiz Aynı!
Alex’in Futbolculuğu Dışındaki En Önemli Özellikleri
Alman Usulü
Mustafa Topaloğlu
Uysal Atın Çiftesi Pek Olur
''DÜNYAM''
Maçın Kırılma Noktası
İLAHİ ADALET
Maçta Ölü Çıkmaması Mucize
İstanbul’da Corto Moltedo Fırtınası Esti

VİDEOLAR














